Soft Commitment #195 | AI Coding ve sosyal medyanın geleceği? Agentic Economy, Groq ve Manus...
2026'dan merhaba! Adına ‘Soft Commitment Signals’ dediğim bölümde, AI dünyasında biraz da olsa erken keşfettiğim içgörüleri paylaşmaya başladım. Bu sayıda 20'den fazla konu sizi bekliyor!
Yapay Zekâ kitabımızın siparişe açılmasının ardından 5. gününde 400 satışı geçtik ve Kitapyurdu üzerinde İlgi Görenler ve Teknoloji kategorilerinde ilk beşten hiç inmedik. Toplu satışlarla 1000’i bulduk, ilk baskımız 3000 kitaptı, yani daha yolumuz uzun. :)
Tekrar teşekkürler!
Bundan sonra sadece Kitapyurdu değil, bu hafta itibarıyla bütün online ve offline satıcılarda olacağız. Pek yakında imza günlerimiz olacak, hem tanışmak hem de sohbet etmek için güzel bir fırsat olacağını düşünüyorum, duyurularını yapacağım.
Konuya kitapla girdim, ama umuyorum ki 2026’ya mutlu bir giriş yapmışsınızdır.
Soft Commitment Podcast 🎙️
Benim sesimle eğitilmiş bir AI modelinin, e-bültendeki içerikleri seslendirdiği Soft Commitment Podcast’i dinleyebilir, kullandığınız podcast uygulamasında takip edebilirsiniz.
Şu meşhur Spotify yıl sonu raporunda gördüm ki Soft Commitment Podcast, en çok dinlediği podcast olan 160, ilk 5 podcastten biri olan 600, ilk 10 podcastten biri olan ise 1000 kişi var.
Rastlamanızın pek de kolay olmadığı konu ve içgörülerle, zihninizde daha sonra birleştirmeniz için çok sayıda nokta koymaya çalışacağım… Son 15 güne Soft Commitment bakışı atmaya hazır mısınız?
On senedir devam eden ve 8 bin 963 teknoloji sektörü çalışanının takip ettiği Soft Commitment’ı iş arkadaşlarınıza forward etmeyi ve paylaşmayı atlamayın. 🚀
Keyifli okumalar,
🔮 Soft Commitment Signals
Adına ‘Soft Commitment Signals’ dediğim bu bölümde, AI dünyasında biraz da olsa erken keşfettiğim yenilik ve içgörüleri sizlere aktaracağım. Kısa, hap bilgi şeklinde. ‘Zaten bir hayli hızlı değişen dünyada bunlar ne kadar anlamlı olacak?’ dediğinizi duyar gibiyim; lakin bir okuyun, bence iş yapış şeklinizde ve geleceğe olan hazırlığınızda önemli içgörüler olacak nitelikteler.
‘Code Review’ sürecinin dönüşümü, ‘AI Coding’ araçlarının IDE olmaktan ötesine geçişi…
Yazılım geliştirmenin oldukça önemli adımlarından biri olan code review süreci, AI Coding sonrası şekil değiştiriyor.
Neden, çünkü ‘insanların, insan hızında kod yazdığı dönemde’ kalan code review, otomasyona geçmeye mahkum. Tabii bu söylem takımlarda kod yazarken AI ne kadar kullanıyorsa, o kadar geçerli.
Martin Fowler’ın #193’de paylaştığım röportajında da belirttiği gibi; AI Coding için bugün bariz bir şekilde eksik olan en önemli konu, AI ile kodlama adımlarının da hem süreç olarak yazılması hem de kodlanması. Mesela code review için bakacak olursak; otomatik doğrulama, değişikliklerin akıllı log’lanması, yine otomatik test gibi adımları düşünebiliriz. Hatta bugün; her repo için, sadece bu gibi konulara odaklanan bir geliştiriciyi sorumlu olarak atayan ekipler bulunuyor.
Pek tabii ki yeni nesil code review için, hem yeni ürünler, hem mevcut oyuncuların yeni özellikleri de mutlaka gelecektir.
Aslında yukarıdaki konuyla fazlasıyla alakalı; Cursor’ın Graphite şirketini satın alması da collaborative software development açılımında önemli bir adım. Graphite, tam olarak code review, PR ve merge süreçlerine odaklanıyor, tabii AI çağında..
Bu büyük resmi, Cursor’ın #194’de detaylıca ele aldığım Visual Editor’üyle beraber düşündüğümüzde; AI Coding araçları, birer IDE olarak hayatlarımıza girmişti ama her geçen gün genişlediklerini söylemek mümkün.. Cursor, orta vadede GitHub’a rakip bir yere konumlanıyor bile diyebiliriz.
“Previously we were limited by how quickly we could write code, but now the bottleneck is how quickly we can review it.”
(A16Z GP’si Martin Casado’nun bir paylaşımı)
API dokümantasyonunda prompt örneği
Peter Cooper’ın şu tweet’i, oldukça ilgi çekiciydi. Bir şirket, API onboarding için klasik kod örneği yanında, Claude Code için prompt örneği sunmaya başlamış.
Yani hem API dokümantasyonunuzu hem de API onboarding sürecinizi, yeni AI coding sürümlerinde test etmeli, ‘non-human customer’ segmentiyle ilgilenen ayrı bir takım oluşturmalısınız. Agent’ların soruları için ayrı endpoint’ler açmak bile yapılabilecekler arasında.
#175’de ele aldığım Agent Experience (AX) için durum her geçen gün daha da göz ardı edilemez bir hale geliyor.
‘Master agent’
SaaStr platformunun kurucusu Jason Lemkin’in şu paylaşımı aslında tek başına her şeyi anlatıyor. 20’den fazla agent çalışan bir akışta; yapılan yanlışa, hangi agent’ın sebep olduğunu anlamaları bile pek kolay olmamış... Agent’ların kullanımı arttıkça, bir ‘master agent’ ihtiyacı hasıl olacak.
Peki bu master agent’lar ne yapacak derseniz; hataları bulacak, hatta gerektiğinde bazı agent’ları otomatik olarak devre dışı bırakacak, stratejiyi güncelleyecek, canlı geri bildirim döngülere yaratacak, anomalilerde haber verecek…
Son dönemin iki önemli AI satın almasından öne çıkanlar: Groq ve Manus
Groq
Soft Commitment özelinde ilk olarak #153’de sizlere bahsettiğim Groq, 42 sayı yani kabaca 2 sene sonra $20b karşılığında NVIDIA tarafından satın alındı. Tabii ki Groq’u benden önce keşfedenler de oldu; Chamath Palihapitiya, henüz şirket kurulu değilken $10m değerleme ile Groq’a yaptığı yatırımın hikayesini burada paylaştı.
Groq işleminin belki en ilginç tarafı; NVIDIA’nın şirketle imzaladığı ve non-exclusive licensing dediği anlaşmayla takımı ve şirketin varlıklarını alıp; şirketin kendisini ise ‘bırakması’ oldu. Bu kararın arkasındaysa rekabet hukuku ile zaman kaybetmemek var, anlaşmanın non-exclusive olmasının sebebi de burada saklı.
Yarı iletkenler endüstrisi için hala kendimi yeterince bilgili hissetmiyorum, o yüzden çok uzatmaya niyetim yok. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim; Google imzalı TPU’lar, Gemini’daki son modellerde ne kadar fark yarattı ortada, özellikle modellerin çalışma anında. Yani inference aşamasında. Ve Groq da tamamen buraya odaklı bir girişim ki zaten kurucu ekibi de Google çıkışlı... NVIDIA sadece modellerin eğitilmesi aşamasında değil, kullanımında da büyük bi güç kazanmış oldu, yani yatayda daha da kuvvetli hale geldi.
Son olarak; bu denli büyükken, hem ego yapmadan hem de çok geç kalmadan Groq’u almalarını da ayrıca takdir ettim.
Manus
Gelelim Manus’a. Ara ara kullanmayı deneyimlediğim ve bir yandan da hep daha fazla şans vermek istediğim Manus; eğer bu satın alma olmasaydı $100m ARR’a ulaşması haberiyle yine bu sayının konusu olacaktı. :)
Meta çok akıllıca bir hamli yaptı diye düşünüyorum; bugüne kadar açık kaynak odaklı ve ürünsüz kalan Meta; hem muadillerine göre ucuza bir şirket aldı, hem yetenekli bir ürünü bünyesine kattı.
Kısalar…
Bankacılar yeni yılın ilk gününe, bir AI FOMO haberiyle uyandı. Morgan Stanley imzalı bir araştırmaya göre Avrupalı bankalar 2030’ kadar AI kaynaklı olarak 200 bin kişinin işine son verebilir. 200 bin kişi, 35 büyük bankanın toplam iş gücünün %10 gibi bir dilimine denk geliyor.
Amazon; AI tarayıcıları başta olmak üzere agentic alışveriş asistanlarını, platforma kabul edip Agent Experience iyileştirmeye mi odaklanacak yoksa bu agent’ları tam tersi bir yerden engelleyecek mi? Açıklamalar biraz orta yollu, ama şirket şimdiden 50 agent’ı engellemiş bile. Bu dönüşümün e-ticaretin geleceği olduğunu net olarak kabul eden Amazon CEO’su, kendilerine ait ‘Buy For Me’ özelliğini ve Rufus isimli asistanlarını ön plana koymayı öncelik edinmiş. CEO, uzun vadedeyse arama motorlarında olduğu gibi ortak bir yol bulacaklarının sinyallerini de veriyor.
Farklı takvim kullanan coğrafyalar pek tabii ki var, ama bizim gibi haftaya Pazartesi ile başlayan ülkelerde; modern beyaz-yakalılar, haftaya Pazar gününden başlama eğiliminde. Veriye bakalım; ABD’de beyaz yakalıların %5’i hafta sonları da çalışıyor (2024). Bu oran 2023’e göre %9 artmış durumda. Ortalama olarak çalışanlar hafta sonları yaklaşık 5,5 saat çevrimiçi oluyorlar. Pandemi sonrası zaten tam anlamıyla eskiye dönüş olmadı, buna bir de çalışma günlerinde her geçen gün daha da fazla yaşadığımız dikkat dağınıklıkları eklenince insanlar bunu ‘tercih ediyor’ gibi geliyor bana. Ki ben de uzunca bir süredir haftayı planlamak ve takvimi kontrol etmek gibi Pazar rutinlerine sahibim.
Kendisiyle kısa bir dönem de olsa aynı şirkette çalışma şansım olmuştu (Tart New Media ❤️). Burcu Doğan’ın bu tweet’i, ben bu satırları yazarken 3 milyondan fazla görüntülenmişti, kaçırdıysanız, ilgi çekici. Burcu diğer tweet’lerinde Google olarak bugünün Cursor veya Claude Code’una oldukça benzer bir üründe çalıştıklarını da belirtiyor.
Slack örneği üzerinden bir privacy gündemi oldu. Slack mesajlarımız ya da şirketin verdiği donanımlarda yapılan diğer herhangi bir işlem; izlenebilir mi ve gerekli durumlarda yıllarca geriye dönülüp bakılabilir mi? Tabii ki evet, Berk Ülsoy güzel özetlemiş.
Sosyal medya platformlarının AI ile imtihanı
Şunu görmüş olabilirsiniz; YouTube’a yüklenen videoların %21 ile %33 kadarı, AI Slop denilen, kötü, anlamsız ve kalitesiz AI üretimi videolar.
Daha şaşırtıcı olan; bazı ülkelerde sadece AI Slop videoları sunan kanalların 20 milyon takipçi ve 8 milyar izlenme gibi sayılara ulaşmaları. Ne mutlu ki bu sefer yüksekte yer almanın olumsuz olduğu bir listede ilk 20’de yokuz. :)
Aslında YouTube verisini en güzel, Meta’nın Instagram’dan sorumlu yöneticisi Adam Mosseri’nin şu gönderisiyle okumak lazım. Mosseri, 20 slide’lık paylaşımı platformun geleceğine ve önceliklerine dairdi.
Mosseri’nin yılın memo’sundan notlarım;
Mosseri’nin paylaşımında başrolde AI var. AI ile üretilen içerikler ‘sayesinde’ artık kullanıcıların neyin gerçek neyin sahte olduğunu ayırt etmekte zorlandığını belirten Mosseri; ‘fotoğraflar ve videolar artık güvenilir değil, AI ayırt edilemeyecek kadar iyi sahte içerikler üretilebiliyor’ diyor. Bu da bizzat kendi sözleriyle ‘Instagram’ın iş modelini tehdit ediyor’, çünkü platformun başarısı insanların paylaşılan içeriklere güvenmesine dayanıyor. Yani daha belirgin AI etiketlerine ve AI içeriklerinin eğer siz tüketmiyorsanız karşınıza pek gelmemesi gibi algoritma güncellemelerine hazır olmak lazım. Bu noktada reklamveren gözünden de bakmak lazım, ki Meta sadece buradan bakıyor olabilir konuya…
Şurası da net; Instagram artık; üreticilerin, daha fazla ya da daha iyi içerik üreterek yapay zekâyı yenebileceğine inanmıyor. Platform sadece neyi göreceğinize karar vermekle sınırlı olmadan; neyin ‘sahte’ olduğunu da belirleyecek gibi duruyor.
İnsanlar artık Instagram’da her şeyi herkese açık olarak paylaşmak yerine, daha çok DM’lerde paylaşıyorlar (bizzat Mosseri cümlesi bu); ve bu da Instagram gibi bir içerik platformu için daha zorlu gelir modeli demek oluyor.
Hatırlarsanız önceki sayılarda kapalı grupların bu yeni dönemdeki en önemli iletişim unsuru haline gelmesinden bahsetmiştim.
Authenticity yani özgünlük, gerçeklik; ilerleyen dönemde Mosseri’ye göre en kilit güç olacak. Kurumlara duyulan güvenin de hiç olmadığı kadar düştüğüne dikkat çeken Mosseri, AI içeriklerinin de çok iyilerinin olduğuna; AI içerikleri için de temel faktörün authenticity olduğuna vurgu yapıyor.
Sizce Türkiye’de kaç şirketin en tepe yöneticisi, kendi şirketine dair bu denli şeffaf yorum yapabilir? :)
‘Payments in the Agentic Economy’
Son sayıdan bu yana okuduğum doyurucu makalelerden biri de Agentic Economy ile alakalıydı.
Daha önce bu satırlarda sizlere bahsettiğim x402 protokolü, agent to agent ödemelere odaklanan, stablecoin’ler sayesinde; hızlı, daha az masraflı ve dolayısıyla mikro ödeme denilen aslında www tasarlanırken varolan bir kavramı tekrar gündeme taşıdı. x402’nin arkasındaki şirketler ise bu anlattığım hikayeye, dünya üzerinden en çok uyan iki şirket olabilir: Cloudflare ve Coinbase.
x402 ile nasıl bir kapı açılıyor derseniz; mesela bir fotoğrafçısınız, sitenizde fotoğraflar ne zaman ziyaret edilse, hatta ziyaret eden IP’ye göre mesela eğer bir LLM şirketiyse, ziyaret başına kuruşlarla para kazanabileceksiniz. Sadece bir fotoğrafçı olmanız şart değil tabii ki bir agent ya da MCP sahibi olarak örneğin GitHub’da duran kodlarınız ne zaman kullanılırsa, kullanıldıkça para da kazanabilirsiniz.
Bugüne kadar adına ödeme dediğimiz şey, gerçek bir insanın bilinçli olarak satın al butonuna basmasıyla başlıyordu. Agentic Economy’de ise ödeme, davranışın yan ürünü haline geliyor.
Yakın dönemde insan üretimi içeriklerin ne kadar değerli ve kritik olacağını bunca zamandır konuşuyorken; agent’ların böylesine bir ödeme paradigmasını doğurması daha da anlamlı oluyor.
Makaleyi detaylıca okursanız göreceksiniz; geleneksel ödeme dünyasındaki fraud ve KYC gibi adımların her biri Agentic Economy’de de geçerli. Bu da yepyeni bir pazarın oluşuyor olduğu anlamına geliyor. Mesela KYC (Know Your Customer), yeni dünyada KYA (Know Your Agent) haline geliyor. Aynı şekilde agent’ların da bir repütasyonu ve risk skorları olacağını düşünebilirsiniz.
Kapanış cümlesi olarak; aslında e-bültenin bu sayısının en başında da söylediğim gibi; ödemeler bugüne kadar insan hızı için kurgulanmıştı. Artık kodu insan yazmadığı gibi, ödemeleri de insanlar değil agent’lar yapıyor. Kod için de ödemeler içinde ‘bir bölümü’ şeklinde not düşmeye gerek bile duymadım.
Mercury’nin 1500 erken aşama girişim kurucusu ile yaptığı araştırma
‘Girişim bankacılığı’ denildiğinde uluslararası olarak en başta akla gelen isim Mercury olabilir, en azından benim için öyle. Hatta Mercury, yıl bitmeden bir bankacılık lisansı (‘FDIC-Insured Full Charter’) başvurusu da yaptı, peki bugüne kadar operasyonlarını nasıl yürütüyorlardı derseniz; BaaS modelini ve Mercury’ye ‘sponsor’ olan bankaları söyleyebilirim.
Asıl konumuz, Mercury’nin 1500 erken aşama girişimin kurucularıyla yaptığı araştırma. Araştırmaya Soft Commitment bakışı atmak gerekirse;
Genellikle en ileri aşama şirketlerin kurucusunu izliyor ve dinliyorken; bu segment ne düşünüyor, ne hissediyor kanımca çok önemli.
Normalde iyi yeteneğe ulaşmak en üst sırada gelmeliyken; yılın 5. büyük endişesi konumunda. Birinci sırada belirsizlik ortamı geliyor, genel olarak endişelerin temel sebebi ekonomik…
Teknoloji kategorisinde dahi sermaye ihtiyacı için birinci seçenek banka kredisi. Bu da ülkemizde hala girişimler kredi kartı bile çıkaramıyorken acı bi tablo. Yani ABD’li girişimcinin değişen VC dünyasına karşı 1 numaralı çözüm önerisi, ülkemizde sıfır geçerlilikte.
Rapor girişimleri AI-first olan ve olmayan şeklinde ikiye ayırıyor, AI-first olanlar; ekiplerini büyütme olasılığı bakımından olmayanlara göre 3 kat daha iştahlı ve 2 kat daha büyük yatırım turu arayışındalar. Daha fazla harcamaya, daha hızlı ekip büyütmeye ve global takım kurmaya da AI-first olmayanlara göre daha hevesliler. Yani hareket, heyecan, bariz şekilde AI-first olanlarda ki şaşırılacak bir şey değil.
Girişimlerin %61’i ‘kontratlı yeteneklere’‘ bağımlı olduğunu söylüyor. Bu da esnek çalışanların (fractional, freelancer roller gibi), yetenek havuzundaki yerine dair önemli bir sinyal. Bu yaklaşımda yazılım ve ürün ekipleri en geride; pazarlama, iş geliştirme, satış ve finans gibi roller ilk akla gelenler.
Kapanış…
Bir sayının daha burada sonuna geldik, umarım keyifle okumuşsunuzdur ve ‘kafanız açılmıştır’.
Fikir ve önerilerinizi iletmek ya da sadece selam vermek adına bana ulaşmak için okuyor olduğunuz bu e-postaya yanıt vermek en iyi seçenek.
20 Ocak Salı günü, her zamanki saatinde e-posta kutunuz ve/veya favori podcast uygulamanızda görüşmek üzere.
Soft Commitment’ı ilgisini çekeceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla paylaşmayı da lütfen unutmayın. Beraber ve sayenizde büyüyorum.
Sevgiler.

