Soft Commitment #205 | IPO'lar, AI’ın B2C’de geleceği, AI-Native Sağlık neye benziyor...
IPO'lar, AI employee'ler, 'Compute Futures' ve AI Tax... Altı başlıkta 10'larca madde, çok sayıda içgörü ve ürün sizlerle... Son on beş güne Soft Commitment bakışı atmaya hazır mısınız?
Soft Commitment’ın 205. sayısından herkese merhaba!
26 Haziran Cuma günü, multifonksiyonel bir girişimcilik merkezi olan BTM’nin (Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi) yıl içindeki en büyük etkinliği olan Sahne XL’da konuşmacıyım. Keynote konuşmamım başlığı ise: “Yapay Zekâ Paradigması ve Yeniden Yazılan On Kural”. Etkinlikte ayrıca çok güzel bir panel ve 12 tane de girişim sunumu var. Keyifle izleyeceğiniz bir içerik ve kolay kolay bulunamayacak bir networking için; detaylar ve kayıt burada, etkinlik programı ise şurada.
Soft Commitment Podcast
Şu meşhur Spotify yıl sonu raporunda gördüm ki Soft Commitment Podcast, en çok dinlediği podcast olan 160, ilk 5 podcastten biri olan 600, ilk 10 podcastten biri olan ise 1000 kişi var. Teşekkürler!
Soft Commitment #205’i, bizzat benim sesimle eğitilmiş bir yapay zeka modelinin yaptığı seslendirmeyle dinlemek isterseniz:
Rastlamanızın pek de kolay olmadığı konu ve içgörülerle, zihninizde daha sonra birleştirmeniz için çok sayıda nokta oluşturmaya çalışacağım.
Son 15 güne Soft Commitment bakışı atmaya hazır mısınız?
Soft Commitmentı ilgisini çekeceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla paylaşmayı da lütfen unutmayın. Beraber ve sayenizde büyüyorum.
Keyifli okumalar,
Gündemdeki IPO’lar: SpaceX, Anthropic, OpenAI, Bending Spoons ve Compute Futures ile “AI Tax”
İçimiz dışımız IPO’lar ve IPO arifesindeki şirketlerin söylemlerindeki, haftalar içinde yaşanan değişimler oldu. Zaten bildiklerimizi pas geçip Soft Commitment bakışıyla bir IPO turu atalım öyleyse.
SpaceX milyonerleri
Elon Musk, dahilikle delilik arasında salınan bir metronom gibi; tek yapmadığı şey tam ortada, yani normalde durmak. Ama bu haftayı bir dahi olarak geçirdiği kesin. Musk, SpaceX IPO’su ile tam 4 bin 400 çalışma arkadaşını dolar milyoneri yaptı, bunlardan 400 tanesinin $100m servet barajını geçtiğini de ekleyeyim. Gerçekten bir arkadaşımın da söylediği gibi; ‘bir insanın ömrü hayatında tadacağı en büyük mutluluklardan biri’ bu olsa gerek.
Personal cost of capital
Diğer yandan Tomasz Tunguz’un ‘personal cost of capital’ dediği olguda da, Musk açık ara dünyanın lideri. PayPal satışı sonrası eline geçen paranın yarısından fazlasını SpaceX için harcayan Elon Musk, SpaceX’in hala tüm kontrolünü elinde tutuyor (‘golden share’) ve IPO yapan şirketteki bir kurucu olarak, ortalamaların çok daha azı bir oranda hisseleri seyrelmiş durumda.
SpaceX değerlemesi ve uzayda veri merkezi
SpaceX’in elde ettiği gelire oranla değerlemesi çok yüksek evet, ama ‘uzayda bir veri merkezi şirketini’ de içinden çıkarabilirse bu değerleme az bile. Diğer yandan şirketin aynı zamanda hissedarı olan Google gibi devlerin SpaceX ile cayma hakkı olan anlaşmalar imzalayarak SpaceX’in gelirini son dönemde yükseltmesi de yeni dünya düzeninde bir gündem maddesi bile değil artık.
Cursor → SpaceX
Cursor, Claude Code ve Codex gölgesinde kan kaybediyorken SpaceX tarafından satın alındı. Anlaşma tutarı $60b ama tamamı hisse karşılığında. Cursor kan kaybediyor ama hem uzaydaki veri merkezi projesi başladığında compute talebi için ilk müşteri olacak hem de elindeki çok güçlü verilerle Elon Musk’a Claude Code veya Codex’in rakibini ortaya çıkarma şansı sunacak. Çünkü Cursor’ın elinde model yok (var, ama çok çok az kullanılıyor ve yeterince iyi değil) ama en az rakipleri kadar veri var. Mesela kullanıcılar hangi prompt ile hangi problemi çözdü/çözemedi, modeller nerede çuvalladı, kullanıcı nasıl davranıyor ve dahası…
Compute Futures
Enteresan bir bilgiyle başlayayım; AI için kurulan veri merkezleri için çalışan mavi yaka (örneğin elektrikçi ve mekanik teknikeri gibi roller), piyasadaki genel ihtiyaç baki kaldığı için bir dar boğaza girmiş ve ABD’nin bazı bölgelerinde mavi yaka çalışanlar karaborsa haline gelmiş. Benzer bir problem malzeme tarafında da var. AI’ın veri merkezlerine yılda 750 bin ton ek bakır talep ediyor, oysa, örneğin geçen sene arz artışı zaten 500 bin tondu.
Gelelim Compute Futures’a…
Goldman Sachs ve JPMorgan, GPU kira fiyatlarına bağlı bir compute futures ürünü üstünde çalışıyor; amaç yalnızca trade etmek değil, AI altyapısına akan yüz milyarlarca doların fiyat riskini hedge etmek. Örneğin; Compute Futures ile bakır madeni fiyatı paralel hareket edecek diyebiliriz.
AI Tax
ABD'nin, Public Wealth Fund üzerinden OpenAI’a yatırımcı olması konuşuluyorken, AI Tax gündemi var ki tekrardan alevlendi. AI Tax tezinin arkasında kabaca şu var: AI ve robotlar insan emeğinin yerini almaya başladıkça, vergi sisteminin insan çalıştırmayı cezalandırıp AI kullanmayı ödüllendiren yapısı sürdürülemez hale geliyor. İşte tam da bu yüzden, ‘insanı değil, AI’ı vergilendirelim’ deniliyor.
Şu an bir iş için insan ile AI’ı maliyet olarak karşılaştırdığımızda; insana ödenilen parayı, vergiler zaten her şeyden bağımsız ikiyle çarpıyor (sigorta primi gibi tüm vergi yükleri)… Yani insanlık maça 1-0 yenik başlıyor. AI şirketlerine devletler ortak mı olur, yoksa vergi sistemi mi değişir bilemiyorum ama UBI’nin fonlanması için bu gibi önerilerin hayata geçeceği net bir gelecek senaryosu olarak duruyor.
Büyük LLM şirketleri, AI’ın gelişmesiyle beraber iklim krizi gibi çok sayıda bilimsel problemin çözümünde önemli yol katedileceğini söylüyor. Ki buna katılıyorum, ama sorun şu ki buradan doğacak maddi faydayı da yine büyük LLM şirketleri alacak.
AI vergilendirmesi, ya AI kullanan şirketlerin bu faturalarının ek bir vergiye tabii olması ya da AI ile oluşacak verimliğe vergi getirilmesi gibi düşünülebilir. Ya da ikisi birden…
Bending Spoons
Daha önce sizlere birden çok kez bahsettiğim Bending Spoons, ‘modası geçmiş’ uygulama ve internet şirketlerini satın alıp; AI-first bir yaklaşımla verimliliklerini arttırıyor, sahip olduğu ürünler arasındaki sinerjiden de faydalanıyor. Şirketin satın aldığı ürünlerden bazıları: AOL, Evernote, Vimeo, WeTransfer…
Sadece bu isimler değil, 50’den fazla satın alma yapan çatı şirketin toplamda 500 milyon aylık aktif kullanıcısı var, bunların 9 milyonu da ödeme yapıyor.
Bu yaz gerçekleşecek IPO dalgasına dahil olacağını açıklayıp başvurusunu yapan şirket, az sonra ele alacağım consumer apps pazarının gidişatına dair de bir işaret sunuyor.
Her geçen gün ürünler bundle oluyor, şirketler ise birer compound products şirketi haline geliyor. Bu da yeni oyuncuların başarı şansını azaltıyor.
Intercom → Salesforce
Salesforce da sessiz sedasız bir şekilde Intercom’u satın almış. Anlaşma bedeli ise $3.6b.
İki taraf için de mantıklı bir hamle.
Consumer agent’lar, AI’ın B2C’de geleceği…
AI kullanımında B2B ile B2C arasında kocaman bir uçurum var... Kurumlar ne kadar verimlilik ve dolayısıyla agentic akışların peşindeyse; son kullanıcılar da bir o kadar eğlence istiyor. B2C derken; iş hayatı ile alakalı tüm davranışları dahil etmeden bir çerçeve sunuyorum, yoksa kurumlar (B2B) da insanlardan oluşuyor zira.
Ben Thompson’ın ‘insanlar, agent’lardan onlar için konser bileti almasını istemiyor’ demesi üzerine bir düşündüm de, gerçekten örneğin telefonlarımızda, çok büyük bir kullanıcı kitlesinin gerçekten de tüm ‘olayı’ eğlenceli görsel ve video üretmek, hatta üretmek de değil, tüketmek. En fazla metin özetletmek/yazdırmak.
Apple da hafta içindeki WWDC’de de gördük ki; bu gerçeğin son derece farkında (ki şirketin en büyük rekabet avantajı da on yıllardır sahip olduğu bu farkındalığı) ve tüm odağı son kullanıcılara tüm ekosistemi kontrol ettiği bir donanım sunmak, ve ürettiği donanımların içine halüsinasyon riski olmayan, sınırlı sayıdaki use-case için özelleşmiş, cihaz içinde çalışabilen (Small Language Models) AI modellerini yerleştirmek.
Consumer AI’ın asıl dönüşümü ne zaman başlayacak?
Diğer yandan; evet insanlar da şu an için agent’lardan konser ya da uçak biletini almalarını istemiyor ama bu biletleri satan platformlar, ya da insanların kullandığı super-app’ler agentic akışları insanlar için doğru bir şekilde implemente ederse ne olacak?
İşte o zaman consumer AI’da da şimdilik büyük bir kitle için lansman videolarında kalan ve bir değere dönüşmeyen o ürünler, kullanılır hale gelecek. Hemen bir örnek vereyim de kafanızda canlansın; WhatsApp üzerinde 12 Ekim’de Londra’ya gitme planınızdan bahsederken, uygulamanın açılan bir modal’da, size bilet seçeneklerini getirmesi ve tek tıkla satın alma yapabileceğiniz linki sunması nasıl olurdu?
Bu konuşmayı pekala aile bireyleri olarak bir group chat’te, ChatGPT üzerinde de yapıyor olabilirsiniz. En çok zaman geçirdiğimiz bu uygulamalar her geçen gün sayıca azalıyor, geçirdiğimiz zaman ise artıyor… Ve bu uygulamaların her türlü gelir arttırıcı özelliği eklemeleri için en büyük bariyer neredeyse aşılmış durumda: AI’ın reasoning yeteneği.
Biraz daha yaratıcı olmam gerekirse;
Doktordan çıktınız, reçeteniz e-posta kutunuza düştü, e-posta istemciniz agentic akışlarında kullanmak üzere kart bilgilerinizi de depoluyor ve ‘bu ilaçların siparişini vereyim mi’ diye soruyor, tek tıkla sipariş tamamlanıyor.
İkinci el eşya satan bir uygulama için, yatağın üzerinde duran kıyafetlerinizin videosunu çekip attığınızda başlık ve açıklama alanlarını otomatik dolduruyor.
Biraz da uygulamalar şekil değiştirsin yani tam olarak ‘malleable’ olsun; yine aile grubundasınız ve taşınma işlerinde görev dağılımını konuşuyorken uygulama mini bir ‘task management’ aracı sunuyor, görevleri kişilere atıyor, işiniz bitince de bu mini app yok oluyor.
Bankanızla ‘konuşuyorken’ (hayır bankanın çağrı merkeziyle değil); size kredi kartınızdaki harcamaları bir pie chart olarak sunmakla kalmayıp, ay sonunu getirmeniz için bir simülasyon hazırlıyor, ay sonuna kadar uygulamanın içinde bu simülasyon yine bir mini-app olarak çalışıyor. Ve bu simülasyonu kendinize göre özelleştirip; küçük, yeni özellikler ekleyebiliyorsunuz.
Bu örnekler üzerinden gitmem gerekirse; evet şu an ‘reçetenizi upload ettiğinizde size ilaçları gidip bulan bir agentic browser’ çok ilgi görmüyor, ama ya bu özellik ayağınıza gelirse? Kırılım noktası bu ayağına gelme anında.
Bu tez, daha önce vurguladığım ‘AI as Core vs AI as Feature’ ayrımında ikinci grubun yani halihazırda dağıtım kanalına sahip şirketlerin kazanacağını da söylemiş oluyor. Ve asıl soru; peki neyi bekliyoruz?
Mesela bir sebep; şu an için reklam başta olmak üzere farklı gelir modellerine odaklı uygulamalar, yeni iş modellerini keşfediyor/keşfedecekler. Bir diğer sebep olarak; şu an AI’ın özellikle kritik konularda, ki bir bilet satın alması hata toleransı olmayan bir konu, hatasız çalışması gerekliliği. Tüm bu uygulamalar arasındaki entegrasyonun, sürecin tamamını kapsar hale gelmesi de pekala bi başka sebep olabilir.
Şu an için OpenAI bu adaptasyonda en çok deneyen şirket gibi duruyor. OpenAI’ın uygulamalardan sorumlu CEO’su Fidji Simo, geçmişte 11 yıl çalıştığı Facebook’ta da uygulamalardan sorumluydu. Facebook’taki asıl göreviyse yeni gelir modellerini kurgulaması olmuştu. Yani tam olarak birinci sırada verdiğim sebep.
Bu başlığı sonlandırırken anahtar kelimeleri bırakmış olayım: agentic commerce, malleable software ve generative UI.
Dikkatimi çeken AI ürünleri
1- gptmet.com: ChatGPT üzerindeki uygulamaları keşfedin
Çıkış hikayesi ve geliştirme sürecine en yakından şahitlik ettiğim bir ürünle devam ediyorum, sevgili Ahmet Buğra Ferah imzalı gptmet.com.
Consumer Apps başlığında giriş yapmış oldum aslında; bugün ChatGPT üzerinde binlerce CustomGPT ve Apps var. Bunları tek bir platformda takip edebileceğiniz; ChatGPT içerisinde hangi kategoriler hareketleniyor, hangi üreticiler öne çıkıyor ve hangi alanlarda yeni fırsatlar oluşuyor gibi sorular için geliştirilen gptmet.com, yakın gelecekte çok daha önem kazanacak bir alanda konumlanıyor.
GPTMET50SC koduyla Pro hesaba üç ay için yüzde 50 indirimle geçebilirsiniz.
2- Town: “Learns how you work, then gets to work”
Kişisel iş asistanı gibi bir şey canlandı kafanızda ve Town ile ilişkiniz soğuk başladı biliyorum, ama hiç de fena olmayan bir ürün diyebilirim Town için.
Granola gibi toplantı notu servisleri, Gmail’den Slack’e kadar her türden iş ürünü ile entegre olabilen Town, hiç prompt yazmadan sizi ve iş yapış şeklinizi tanıyor. Önceliklerinizi anlıyor. Benim bir haftayı geçen tecrübem hiç fena değil. Nasıl bir iş yapış şekliniz ve temponuz var onunla da çok alakalı ancak; kullanmaya değer bir kişisel asistan diyebilirim Town için. Ücretsiz sürümü de hiç fena değil.
Üye olacaksanız ref link’imi de paylaşmış olayım. :)
3- Town’ın B2B versiyonu, hem de Databricks’den: Genie One
Organizasyonunuzun verilerinden öğrenebilen Genie Ontology katmanı üzerinde çalışan Genie One, agentic coworker olarak konumlanıyor.
Farklı uygulamalar, dokümanlar ve yazışmalar üzerinden öğrenen ve iş yapabilen Genie One, daha önce anlattığım Company Brain kavramının vücut bulmuş hali adeta. Genie One’a iş yaptırabileceğiniz gibi sadece soru da sorabiliyorsunuz.
Yakın gelecekte hızla büyüyecek bu kategoride, Databricks’e rakip olacak başka dev oyuncular da peşi sıra ortaya çıkacaktır.
4- Genie One’ın $75m yatırım alan, ex-Meta Peter Albert’in kurucusu olduğu hali: Viktor
Yukarıda bahsettiğim ‘AI as Core vs AI as Feature’ ikilemine mükemmel bir örnek.
Genie One bir ‘AI as Feature’ ürünü yani binlerce kullanıcısı olan bir şirketin spin-off projesi. Viktor ise Meta’da Llama 2 takımında çalışan Peter Albert’in kurucusu olduğu ve ilk 10 haftasında $15m gelire ulaşıp $75m yatırım alan, ‘AI as Core’.
“Not a tool. A hire.” mottosuyla Slack veya Microsoft Teams üzerinde yaşayan Viktor, şimdiden 30 binden fazla üyeye ulaşmış bile.
5- Google DeepMind <> Palmeiras | TacticAI
Daha önce #155’de Liverpool ile Google DeepMind’ın korner organizasyonunu optimize etmek için bir AI ürünü üzerine çalıştığından bahsetmiştim. 50 sayıdan sonra Google DeepMind, şimdi de Brezilya’dan Palmeiras ile TacticAI’ın daha geniş bi versiyonunu implemente ettiğini açıkladı. Galatasaraylı olarak tek kelime ile; kıskandım. :)
TacticAI, antrenörlerin yerine geçen bir yerde değil; aksine antrenörlerin yaptıkları analizi genişletebilecek, geçmiş örüntüleri bulabilecek ve denenebilir taktik önerisi sunabilecek bir ürün olarak tarif edilebilir. Korner organizasyonuyla başlayan ürün, zamanla savunma ve hücum opsiyonlarına da genişlemiş durumda.
Midjourney Medical departmanı ve SF’de açacağı Midjourney Spa | AI-Native Sağlık neye benziyor?

Midjourney’nin hafta içinde yaptığı duyuruyu (Midjourney Medical & Midjourney Spa) ayrı bir başlıkta ele almak istedim. Okuyunca bana hak vereceksiniz. :) Bir süredir hayatımıza girdiği AI image generation konusunda sessiz sedasız takılan şirket, meğerse bambaşka bir konuya odaklanmış.
Midjourney Medical isminde yeni bir birim kuran şirket, herhangi bir radyasyona maruz kalmadan, tüm vücudun ultrasonunu 60 saniyede çekebilen bir teknoloji duyurdu. Ultrason cihazının adı; Midjourney Scanner.
Aynı zamanda ilk şubesi 2027 son çeyreğinde San Francisco’da açılacak olan; içerisinde sıcak ve soğuk su havuzları, saunalar ve Midjourney Scanner isimli cihazı bulunduracak olan Midjourney Spa’yı duyuran Midjourney, cihazı 6 yıl içinde 50 bin adet üretip insanların kullanımına sunmayı planlıyor.
Midjourney Scanner’ı The Verge, “MR’a benzer kalitede bir iç görüntüleme hedefleyen, tam vücut ultrason sistemi” şeklinde anlatıyor. Ve cihazın ilk aşamada kanser teşhisi gibi ağır klinik hastalıklar için değil; organ/doku takibi, vücut kompozisyonu ve uzun vadeli sağlık izlemesi gibi, daha çok wellness kategorisinde kullanılacağı tahmin ediyor.
Midjourney Spa da tamamen bir deneyim merkezi olarak konumlanıyor. Bugünkü gibi hastane yerine keyifli bir yaşam merkezine gidip ultrason ile MR’ın ortasında duran bu cihaza giriyorsunuz yani.
Yılda bir kez MR için hastaneye gitmek yerine, Midjourney’nin aylık olarak 50 milyar çekim kapasitesine ulaşmak istediğini düşünürsek; insanların haftalık ya da ayda bir gibi bir sıklıkla bu cihaza gitmesi, AI ile zenginleşecek çok sayıda analizin; erken uyarının ve anomalilerin erken tespitinin önüne açacak.
İlgi çekici olan bir diğer konu da; Midjourney şu an cihazda ve lansman videosunda AI kullanmadığını söylüyor. Aslında şirket ‘AI image generation’ şirketi olmaktan çıkıp; ‘image intelligence’ şirketine geçmeye çalışıyor. AI tabii ki cihazın ultrason dalgaları, üç boyutlu görüntü haline gelirken görüntünün mükemmelleştirilmesi için kullanılacak. Yalnız vurguladığım gibi, bu aşamada hala mükemmelleştirmeye sıra gelmemiş.
Tabii henüz cihazın ilk versiyonuyla karşı karşıyayız. Ar-Ge’si devam eden, şu an için yirmi dakikaya kadar uzayabilen sürelerde ve 20 kadar insanın test ettiği bir üründen söz ediyoruz. Ar-Ge kadar önemli bir diğer konu ne derseniz; FDA onayı. Midjourney çoktan bu görüşmelere başlamış. Tahminim; böyle bir inovasyon için ABD, süreçlerin her zaman olduğundan daha erken bitmesi için ‘hızlandırılmış’ bir süreç sunacaktır.
İnovasyon demişken; uzmanlar Midjourney Scanner’ı şu sözlerle tanımlıyor: “50 yıldır ilk yeni tam vücut medikal görüntüleme modeli”.
Şurası net; yakın gelecekte AI-Native Sağlık kategorisinin neye benzeyeceğine dair, longevity’nin AI desteğiyle daha da büyüyeceğini görebildiğimiz, çok ilgi çekici bir lansmandı.
Son bir not; az sayıdaki karlı AI şirketinden biri olan Midjourney’nin, kazandığı bu parayı hayra alamet bir konuya harcaması da ayrıca takdire şayan.
Kısalar…
Whoop’un stress göstergesini, Claude Code ile takvimine entegre eden bir kullanıcı, hangi toplantılarda kalp atışlarının hızlandığını ve stress seviyesinin yükseldiğini takip etmeye başlamış. Bence bu özelliği Whoop’un kendisinin de sunması lazım.
Satya Nadella, kısa ama gerçekçi bir makale yayınladı. Özetle benim de daha önce vurgu yaptığım gibi (#194), kendisi tam olarak şunu söylüyor: “AI gelişimi bugün dursa bile, önümüzdeki on yıl boyunca toplum ve ekonomi üzerinde büyük, dalgalar halinde bir bozulma yaşarız; sadece mevcut modellerin nasıl kullanılacağını keşfetmemiz bile yeterli.”
AI kullanımında ‘power law” gerçekten üzerine düşülmesi gereken bir kırılım. Ramp’ın verilerinde, AI kullanımında top %1’e giren kullanıcılar ile top %10 ve median arasında fark bu kırılımın resmedilmiş hali adeta.
AI adaptasyonunda belirli bir aşamayı geçmiş her şirket için gündemde şu an adeta tek bir konu var: token bütçeleri. Burada ve burada fikir verebilecek 2 güzel kaynak sizi bekliyor.
Yeri gelmişken bir 'keşke şöyle bir ürün olsaydı’ notu da ekleyeyim; LLM seçimi (rooting) konusunda hala agentic çalışan yani gerçek zamanlı olarak modelleri ve fiyatlamalarını, sizin context’inizi anlayıp analiz eden ve öneride bulunan bir ürüne bence büyük ihtiyaç var. Herkes için ‘tak-çalıştır’ bir ürün mümkün müdür, ya da ne kadar kabul görür bilemesem de her code-base için ihtiyaç var diyeyim.
Şimdi #203’ün manşeti ‘Toplumda AI Reddi’ konusunda biraz fikri takip yapalım. Stanford’ın mezuniyet töreninde Google CEO’su Sundar Pichai, protesto edildi. Diğer yandan TechCrunch’ta yayınlanan Pew imzalı bir araştırmada Amerikalıların yalnızca %16’sı AI’ın topluma olumlu etkisi olacağını söylüyor. Gençler, özellikle otuz yaş altı grup, AI konusunda daha da kötümser görünüyor.
Silikon Vadisi’nde eskort fiyatları, 5 yılda 6 kat arttı
In Real Life (IRL) önem kazanıyor derken bunu kastetmemiştim, ama fazlasıyla alakalı.
Hafta içinde Forbes’un deneyimli muhabiri Anna Tong imzalı haber, Silikon Vadisi’nde bir hayli konuşuldu: “The Nerdy Escorts Cashing In On Silicon Valley’s AI Boom“
Başlığa taşıdığım $6k’lık saatlik ücret tabii ki beyanlara göre, Anna Tong’un görüştüğü eskortların verdiği en düşük ücret $3k ki bu da minimum 3 katlık bir artış demek.
Forbes’un görüştüğü eskortlardan birisi finans sektöründe çalışıyorken ‘AI endişesiyle’ beraber eskortluğu seçmiş, bir diğeriyse eski bir yazılım geliştirici. Pazar bir anlamda kendi dengesini yaratıyor; yılda yüzlerce bin dolar kazanan teknoloji sektörü figürleri, GPU’lar, longevity ve AI safety konuşabilen eskort sınıfını doğuruyor.
Haberde ilgimi çeken iki kavram oldu; birincisi “single until Series B” kültürü. Girişim kurucuları şirketlerinin seri b yatırım turuna kadar ilişkileri ‘ertelenebilir bir olgu’ olarak görüyor. Gerçek flört deneyimini zaman kaybı olarak bulup, zaten bir hayli dolu olan takvimlerinde buna zaman ayırmaktansa; “girlfriend experience” vadeden eskortları tercih ediyor.
Gelelim konunun IRL tarafına. AI uygulamaları flörtü; duyguları ve zekayı ucuzlatıp bir meta haline getirdikçe, gerçek insanın piyasa değeri düşmüyor, aksine yükseliyor. Bu noktada şu iki duygu da belirgin bir şekilde ihtiyaç haline geliyor: öngörülememezlik ve hakiki spontanlık.
Kapanış…
Soft Commitment’ın 205. sayısı da burada sona erdi.
Buraya kadar okuduysanız, en az bir arkadaşınızla da paylaşmanızı bekliyorum. :)
Fikir ve önerilerinizi benimle paylaşmak için, direkt bu e-postaya yanıt verebilir veya LinkedIn üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
206. sayı 7 Temmuz Salı günü, her zamanki saatinde, e-posta kutunuzda ve favori podcast uygulamanızda olacak.
Sevgiler.


