Soft Commitment #206 | “AI Native” şirketler neye benziyor? 'Forward Deployed Engineers', AI'da yeni açılım: Loop...
Yedi başlıkta onlarca içgörü, ürün ve haber sizi bekliyor. Tabii bunların hepsini bir (AI) parantezine alabilirsiniz. :) Son 15 güne Soft Commitment bakışı atmaya hazır mısınız?
Soft Commitment’ın 206. sayısından herkese merhaba!
Yeni yolculuğumda ilk ay nasıl geçti merak ediyorsanız, burada anlattım. Vee artık 1. ay değerlendirmesinde de yazdığım gibi; Soft Commitment videolu… :)
Instagram, YouTube ya da LinkedIn üzerinden videolara göz atabilirsiniz. İlk üç video konusu; ‘AI Tax’, ‘AI’ın toplumda kabulü’ ve ‘Power Law ile AI ilişkisi’. Evet evet, tamamı buradan aşina olduğunuz, işlediğim konular.
Rastlamanızın pek kolay olmadığı konu, ürün ve içgörülerle, zihninizde daha sonra birleştirmeniz için çok sayıda nokta oluşturmaya çalışacağım.
Son 15 güne Soft Commitment bakışı atmaya hazır mısınız?
Soft Commitmentı ilgisini çekeceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla paylaşmayı da lütfen unutmayın.
Beraber ve sayenizde büyüyorum/z.
Keyifli okumalar,
Loop 🔄
Prompt → Context → Agent → Loop
En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; bu teknoloji adeta canlı yayında, hepimizin gözü önünde gelişiyor. Kimse bir sonraki adımda ne olacağını bilmiyor. Bu denli yüksek bir hız da her sene yeni bir hype word yaratıyor, işte yukarıda yazdıklarım... Ortalama bir sene bile hayatımızda kalmadılar (gerçi hala buradalar, ‘sen ordan kalk, çünkü abin geldi’ dendi onlara). Haliyle döngü de hepimizi yordu, farkındayım… Ama ‘just another buzzword’ tuzağına düşmeden; öğrenmek ve sonrasında denemek, yani gelişmek gerekiyor.
2022’de Generative AI; bir chat arayüzünde hayatımıza girdi. Sonra tool-calling ve bu araçlara bağlanabilen AI agent’lar geldi. Agent’lara bir goal verdik, sonra cron job’lara sıra geldi ve en sonunda da Loop. Agent’ların da bir üst versiyonu. :)
Tek seferlik bir model çağrısını sürekli, kendi kendini düzelten, insanın her adımında bu döngü içinde olmadığı şekilde çalışmasına Loop deniyor en kısa haliyle. Yani model bir asistan değil, tabir-i caizse bir işçiye dönüşüyor.
I don’t prompt Claude anymore. I have loops running that prompt Claude and figuring out what to do. My job is to write loops.
Boris Cherny - Claude Code yaratıcısı
Yukarıdaki linkini verdiğim makale, OpenClaw’un harness altyapısı olan Pi’yi geliştiren Armin Ronacher’e ait. Kendisi, coding agent’ları ilk günden bu yana bir döngü şeklinde çalıştığının altını çiziyor. Model bir araç çağırır, sonucu okur, düzenlemesini yapar, test edip ‘bu bitti’ der, harness da gerçekten görevin sonuçlanıp sonuçlanmadığını kontrol eder… Loop kavramındaysa bu döngünün de üzerinde de bir döngü var aslında. Eğer hala kafanız karışmadıysa; ilk bundan bu yana olan döngü, bir agent loop idi. Ve biz şu an harness loop’tan söz ediyoruz.
Peki Loop yaklaşımı en çok nerelerde işe yarıyor; en başta PoC’lerde, derin araştırma işlerinde, performans ve güvenlik testlerinde… Güvenlik demişken; sizin ürününüzü başkaları loop’larsa, sizin de loop’lamak zorunda olmanız gibi bir tablo çıkıyor ortaya.
Biz son kullanıcılar için Loop’un anlamı ne?
Geliştiriciler, Armin Ronacher’in makalesini ve diğer teknik yönü ağır içerikleri mutlaka tüketsinler derim. Peki biz son kullanıcılar ne yapacağız?
Biz son kullanıcılar için; zaten OpenAI da Anthropic de bu yaklaşımı platformlarına ufak ufak eklemeye başladıkları bir giriş seviyesinde alınacak aksiyon yok.. Lakin bu satırları okuyan sizlerin, bu seviyede olduğunu hiç düşünmüyorum.
AI’ı daha derin kullananlar için; bu ürünleri (örneğin; Codex altındaki /goal) denemek ve iş akışlarımıza eklemeye çalışmak gibi bir todo’muz var.
Hemen bir örnek vereyim; 100 lead yaratmak için reklam vermek istiyorsunuz, elinizde belirli bir bütçe de var, ve mecra seçiminizi de yaptınız. Agent beş kampanya hazırlıyor, tek tek API ile bu kampanyaları oluşturuyor, bütçenin küçük bir kısmı tükenince verileri analiz ediyor, en iyisini seçiyor, sonra beş tane daha sonra beş tane daha. İşte loop da tam olarak burası. Bütçe bitene ya da 100 lead toplananana kadar loop sürüyor. Başarı oluşmazsa yani bütçe yarılandır ama tekrar edecek bir abaşarı yok, o zaman da dönüp size soruyor…
Sierra gözünden ‘Forward Deployed Engineering’
Sierra’dan size daha önce bahsetmiştim. Vadi’nin en etkili isimlerinden biri olan, eski OpenAI YK üyesi Bret Taylor’ın müşteri desteğini AI ile yeniden ele alan girişimi, daha kurulur kurulmaz milyarlarca dolar yatırım almıştı. Bugün konumuz Sierra değil, şirket bünyesinde ‘Head of Agent Engineering’ ünvanıyla çalışan Nat Meurer’le yapılan bi röportaj. Meurer’in FDE konusundaki görüşleri önemli çünkü kendisinin aynı zamanda beş yıllık da bir Palantir tecrübesi var.
Şimdi bu röportaj ve son zamanlarda tükettiklerimden bir FDE derlemesi yapalım:
FDE o kadar genişledi ki artık bir tanımı yok, ve bir kusur değil, rolün doğası. Ama FDE kavramı en başta müşteriye karşı hesap verebililirlik (accountability) kavramı ile eşleşiyor.
FDE şapkası takanların işinin en büyük ve kritik bölümü; müşterinin kendi iç bilgisi, süreçleri ve bağlamını AI agent’a en doğru şekilde vermek… Diğer öne çıkan konu da hangi iş için hangi modelin en uygun olacağı sorusu.
Model seçimini ekiplere bırakmadan tek elden yönetmek gerekiyor; hem de tek bir model seçmeden, use-case bazında değerlendirmek lazım. Örneğin Compliance için veri egemenliği önemli, operasyon ekipleri için maliyet… Diğer yandan şirket içinde merkezi bir yönetim, tek bir gateway de şart gibi. Zira monitoring, rollback, log’lar ve diğer iyileştirmeler… Bunların hepsi tek bir elden yönetilmeli.
Veri entegrasyonu gibi teknik beceriler FDE’lerin olmazsa olmazı evet, ama Sierra örneğinde şirket AI Voice dikeyinde faaliyet gösterdiği için bu dikeyi bilmek de çok önemli. Müşteri ne ister, ürün nasıl gerçekten ‘iyi’ olacak. Evet, yani taste.
SaaS’ın temelinde aynı ürünü çok sayıda müşteriye vermek yatıyor. FDE’ler ise asıl custom olan özellikleri satıyor. Müşteriye özel çözümler, ama hızlı, Sierra’nın temel hedefi 40-60 gün içinde şirket bazında projeyi tamamlamak. FDE etrafında oluşan gündemin ana sebebi de bu zaten; geçmişte bu yaklaşım pek mümkün değildi zira proje ne kadar sürecek sorusunun yanıtı çok açıktı, artık haftalar seviyesine indi.
Şaşırdık mı hayır… Meurer de asıl problemin teknik değil organizasyonel olduğunu dile getiriyor. AI agent’ların yaptıkları her bir işe journey diyorlar ve tek bir AI agent varmış gibi düşünüyorlar, altında da journey’ler.
“AI Native” şirketler neye benziyor?
AI Native Company diyorum da bu şirketler neye benziyor? INSEAD ve HBS imzalı bu araştırmaya (.pdf) göre AI Native şirketler;
%25 daha az insan çalıştırıyorlar,
mühendis oranları %13 daha yüksek,
giriş seviyesi çalışan ve yönetici oranları da yaklaşık %15 daha düşük,
daha kıdemli çalışanlara sahipler (senior payı %20 daha yüksek),
ve hiyerarşileri de bir kademe daha yatay.
Ama değerlemeleri benzer, yani çalışan başına daha fazla değer üretiyorlar... Şurası kesin; AI mevcut organizasyonu sadece verimli kılmakla kalmıyor, organizasyonun ne olduğunu değiştiriyor. Ayrıca sadece içeriye bakmayalım, bu şirketlerin 3’te 2’si kendi müşterilerine sunduğu ürüne de AI’ı gömmüş durumda. Bu arada araştırmanın görece erken aşama girişimleri ele aldığını da eklemeliyim; yani “yeni kurulan ve daha kuruluş aşamasında AI Native olan ve olmayan şirketler arasında farklar” olarak okuyabilirsiniz.
AI Native şirket deyince; Anthropic’de Claue Code’un lideri olan Boris Cherny; dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Bizzat Anthropic içinde de bunu gözlemlediğini söyleyip beş farklı rol tanımı yaptı ve yeni nasıl takımların bu beş persona’dan oluştuğunu söyledi:
Prototyper: Sıfırdan yeni fikirler ortaya atar; seri halde çok sayıda fikir üretir, çoğu ürüne dönüşmez.
Builder: Bir prototipi/fikri hızla production seviyesinde ürüne/altyapıya dönüştürür.
Sweeper: Arayüzü temizler, kodu ve sistemi sadeleştirir, gereksiz özellikleri geri çeker (unship), performansı optimize eder.
Grower: Yayında olan bir ürünü alıp Product-Market Fit’i (PMF) iyileştirmek için üzerinde iterasyonlar yapar.
Maintainer: Olgunlaşmış bir sistemin sahipliğini üstlenir; sistem ölçeklenirken güvenli, güvenilir, hızlı ve verimli kalmasını sağlar.
AI paradigmasında Job Market’in güncel durumu
Aslında sorunun yanıtı her pazar ve şirket için değişiklik geçiriyor, ama dikkatimi çeken bazı araştırma ve metrikleri sizinle paylaşmak istedim.
Tokenmaxxing’in geldiği nokta: AI mühendisten pahalıya geldiğinde ne olacak?
AI pahalanmadı, aksine ucuzladı ama AI kullandığımız yerler gün geçtikçe daha da çok kompleks hale geliyor, haliyle artık “peki AI token’ları, mühendisten pahalıya geldiğinde ne olacak?” sorusu sorulmaya başlandı. Tomasz Tunguz’un makalesi kafa açıcı.
Tabii spektrumun en ucundan bir örnek olacak ama; Anthropic’de compute harcaması, bordro maliyetinin yaklaşık 2.3 katı. Kabul, Anthropic uç bir örnekti; peki Tunguz’a göre en tepedeki %1 yazılım şirketi ne kadar harcıyor dersiniz? Mühendis başına yılda $90k. Tam olarak burada power law devreye giriyor; medyan bir yazılım şirketinde ise çalışan başına yıllık harcama bir anda 140 dolara iniyor. Peki ileride de power law, dramatik bir yerde kalmaya devam mı edecek? Tunguz’un üç gelecek senaryosu CFO ve kurucular için çok anlamlı. AI bütçesini yazılımdaki tooling bütçesinin biraz zamlanmış hali olarak görmek artık affı olmayan bir hata.
Amazon Web Services bu yıl 11 bin yeni mezun ve stajyer alacak
AWS CEO’su Matt Garman, Anthropic CEO’su Dario Amodei’nin “AI beş yıl içinde entry-level white-collar işlerin yarısını yok edebilir” görüşüne katılmıyor. Uzun dönem yaşayacak bir şirket için bu yaklaşımın doğru olamayacağını söyeleyen Matt, ucuz oldukları için değil; ‘kötü alışkanlıklarının’ az, öğrenmeye açık ve kültürü hızla adepte olabildikleri için gençleri tercih ettiğini söylüyor.
Aklıma üniversiteden mezun olduğumda Türkiye’nin ilk yazılım geliştirici kampını yapan Tart New Media (sonraki adıyla; Startup Kitchen) geldi. Benim de katılımcısı olup kamp sonrası da tam zamanlı işe başladığım Tart’ın o dönem tek bir seçim kriteri vardı: daha önce kayda değer bir yazılım geliştirme tecrübesine sahip olmamak.
Remembering the good Old Days :)
Dikkatimi çeken AI ürünleri
1- Claude Tag: Uzun süredir vurgu yaptığım her şey tek üründe
Anthropic’in kendi ürün ekibi, kodunun %65’i Claude Tag üzerinden üretiliyor.
Nedir bu Claude Tag?.. Slack kanalları içine, kalıcı hafızası olan, paylaşımlı bir AI takım arkadaşı. Kanaldaki herkes @Claude’u etiketleyip görev verebiliyor, şu an için yalnızca Opus 4.8 ile çalışıyor.
Peki daha önce ‘Dikkatimi çeken AI ürünleri’ başlığında vurgu yaptığım neler var bu ürün içinde;
Tam olarak bir önceki sayıda söylediğim haliyle; ‘AI ayağınıza gelmeli’
Group chat
Kurumsal hafıza, company brain
Yani kimin AI’ı daha iyi mevzusu değil, kimin AI’ı senin iş akışına en derin gömülmüş ve en geniş organizasyonel bağlama sahip.
Tabii bir yandan da inanılmaz değerli bir veriyi Anthropic’e vermiş oluyorsunuz. Şirketin nasıl çalıştığı, kararların nerede alındığı, neyi neyin blokladığı; her şey… Yarın bir gün AI model değişimi yapabilirsiniz; ama bu şirket hafızanızı export edemeyeceğiniz kesin.
Diğer yandan çok eski değil bir önce sayıda bir değil iki tane Slack içine ‘gömülmeye’ çalışan AI ürününden bahsetmiştim size. Slack kurumsal AI’ın en değerli gayrimenkulu konumunda ama sahibi de kolay kolay satacak biri değil (Salesforce). Microsoft Teams bu noktada OpenAI ile olan ilişkisinin bir benzerini kurmaya hazırlanıyor olabilir.
2- LLM’lere artık kimlik doğrulamasıyla giriş yapacağız gibi duruyor
Fable 5 etrafında dönen tartışmalar ve ABD hükemetinin yasağı bize gösteriyor ki kısa süre içine bu LLM şirketlerinin modellerine kimlik doğrulamasıyla giriş yapabiliriz. Peki API kullanımı nasıl olur? API kullanan şirketten bir çeşit log’lama yapması ve belirli bir süre için (mesela 5 yıl) hangi isteği hangi kullanıcıları için yaptıklarını saklamaları istenir mi, yanıtım şu: neden olmasın?
Artık frontier modelleri geliştiren LLM şirketleri ülkeler için stratejik öneme sahip, bir teknoloji şirketi olmanın çok ötesindeler.
Bana sorarsanız bu olası düzenleme; mutlakak modellere göre ve modele yaptırdığınız işe göre şekillenecek. Yani daha yetenekli model kullanmak istiyorsan KYC yap, model ‘şu işi’ yapsın istiyorsan KYC yap gibi. Düzenlemenin bir başka sonucu ise açık kaynak kodlu yani ‘self-hosted’ alternatiflerin öne çıkması olacaktır. Bir de bu noktada regüle kurumların, self hosted bir AI modeli kullandıklarında dahi benzer düzenlemelere tabii olması kaçınılmaz.
Diğer yandan KYC yaparak girilen bir platforma içinizi tam anlamıyla dökmek, örneğin kopya çekmek için bile kullanmak noktasında kullanıcılar belirli çekinceler yaşayabilir, yani bu olası düzenlemeler kullanıcı davranışını da etkileyebilir.
Hatta Anthropic, belirli işlemlere 8 Temmuz’da geçerli olacak şekilde KYC zorunluluğu koyabileceğini destek sayfasına duyurdu bile.
3- Rippling, bir HR platformu olmanın yanında çalışanların AI verilerini de sunmak istiyor
Halihazırda müşterilerinin tüm HR verilerine (organizasyon yapısı, maaş, performans…) sahip olan Rippling, bu veriye bir de çalışanların AI kullanımlarını da eklemek istiyor.
Bence de Anthropic’de duran kullanım verilerini, GitHub’daki pull request verilerini ve Rippling’in performans değerlendirme verilerini aynı arayüzde birleştirmek; heyecan verici bir fikir.
Ürünü önce kendi içinde kullanan şirket; bazı çalışanlarının token bütçelerine sınırlama getirmiş, belirli limitler geçildiğinde yöneticiye haber verme gibi aksiyonlar almış.
Tam manasıyla bir ‘AI Spend Management’ ürünü ve yukarıda da vurguladığım gibi; bu ürünü yapmaya en yakın şirketler de Rippling gibi HR yazılımları. Örneğin aynı alana göz diken Ramp’e göre Rippling daha avantajlı.
4- Acti: Agentic Keyboard ürünü
Hemen aşağıdaki Neural Interface başlığının bir çeşit demosu gibi bir ürün.
Acti, Gemini kullanan bir AI agent olarak ekranınızı okuyor, ne hedeflediğinizi anlıyor ve kısa bir sufle verdiğinizde cümleyi kendisi kuruyor. Acti; yalnızca metin yazmakla yetinmiyor, eğer gerekiyorsa cümle içinde kullanmak üzere gerekli olan bilgiyi de gidip bulabiliyor.
5- AI şirketlerinin mobil uygulamaları
Aynı hafta içinde hem Cursor hem de Open Claw mobil uygulamalarını duyurdular.
Yaptıkları iş dolayısıyla çoğunlukla bilgisayardan kullanılan bu uygulamalar, mobilde de yer almayı tercih ediyor çünkü kullanıcı alışkanlığı mobilden de agent’larına erişmeyi ve kontrol etmeyi talep ediyor. Ki daha önce de AI Coding alanındaki mobil çözümlerden yine burada bahsetmiştim.
Beyin <> bilgisayar arayüzünde (Neural Interface) önemli gelişmeler
Neural Interface, yani beyin sinyallerinin bilgisayarlarca anlamlandırılması konusunda bu hafta içinde iki önemli gelişme birden yaşandı.
Elon Musk’ın bir başka şirketi olan Neuralink, kullanıcısı olacak kişilerin kafataslarında bulunan dura mater’ı kesmeden işlemi tamamlayabilmenin yolunu bulduklarını açıkladı. Kısaca Neuralink’in elektrotları, saç teli inceliğindeki ipliklerle bu zarı açmadan, zarın içinden geçebiliyor. Şöyle okuyalım; Neuralink’in ‘customer onboarding‘ sürecinin en zorlu aşaması geride kalmış olabilir. Olabilir diyorum çünkü klinik testler sürüyor.
Bunu duyan Meta da eli büyüttü ve kafatasıına herhangi bir müdehalede bulunmadan beyin aktivetelerini okuyan AI destekli teknolojisi Brain2Qwerty v2’yi tanıttı. Herhangi bir cerrahi müdehale gerekmeksizin cümle çözümlemesi yapabilen cihaz; 9 gönüllüde %61 kelime doğruluğuna, en yüksek skor aldığı katılımcıda ise %78’e ulaşmayı başardı.
Neural Interface yani Sinirsel Arayüz; kısa bir süre önceye kadar implant bağımlıydı, şu an ise bu durumun çok da uzun sürmeyeceği bir dünyaya gidiyoruz. Özellikle beyin hasarı yaşamış, felçli veya konuşma yetisini kaybetmiş insanlar için önemli bi haber bu.
Uzun vadede, erişilebilirlik probleminden sonra, sıra bilgisayarlarının alternatif bir arayüzü olmaya gelecek. Bilgisayar (tabii mobil telefonlar da) kullanımı yazı yazmak ya da konuşmaktan çıkıp, ‘niyet aktarmaya’ kayacak. Uzun vade ne kadar sürer, onu bilemiyorum ama çok da vakit yok gibi… Sadece yukarıdaki yenilikleri düşünmemeli; göz hareketleri ve ses tonu gibi parametreler de bu konunun bir parçası olacak.
Kısalar…
1- Revolut’un ilk yatırımcılarından Seedcamp, yeni fonu için $320m topladı
Böyle sayıları paylaşmayı seviyorum biliyorsunuz… Avrupa’nın Y Combinator’ı (YC) diyebileceğim Seedcamp, Fund VII için 320 milyon dolar topladı. Geçmişte en dikkat çeken yatırımını Revolut’a yapan Seedcamp, şirkete €5m altındaki bir değerleme üzerinden €300k yatırmış, ve bu yatırımı yaptığı fonunda şu an 20x return’e doğru gidiyor…
2- Bir de başarısız yatırım hikayesi; PE’lerin zor dönemi başlıyor
Tabii konu startup’lara yatırım olunca metrikler her zaman iyi olmuyor. Üstelik VC değil, PE olsanız bile… Alman Private Equity fonu Thoma Bravo, 2021’de $6.4b’a satın aldığı Medallia’yu write-off etti, yani defterden sildi, daha da net bir ifadeyle umudunu kesti. Peki Medallia ne yapıyor-du? Bir ‘müşteri hizmetleri yazılımı’ olarak, özetle AI sonrası çağda ayakta kalamadılar. Son 10-15 yıldaki düşük faiz ortamına veda ettik ve yazılım odaklı teknoloji şirketlerinin tamamında, özellikle de founder-mode’un kalmadığı ileri aşama ve kısmen legacy şirketlerdeki belirsizlik de cabası. PE’leri zor bir dönem bekliyor.
3- Her türlü mikroba da açık olan açık ofislerdeki enfeksiyonları erken önleme girişimi
Daha önce de söylediğim gibi ‘açık ofis’ kavramı tamamen aynı metrekareye daha fazla insan sığdırmak için ‘uydurulan’, hem verimsiz hem sağlıksız bir çözüm. Ama neyse ki teknoloji de gelişiyor… Ofislerde, havada süzülen patojenleri neredeyse gerçek zamanlı olarak tanımlayabilen ve enfeksiyon yayılmadan önce ofislerdeki havayı otomatik olarak temizleyen sensörler geliştiren bir teknoloji, ABD’de $150m bütçeyle destekleniyor, tamamen devlet tarafından. Çözümün; 2028 sonuna kadar hastane, okul ve ofislerde yaygınlaştırılması hedefleniyor.
4- İş Bankası’nın da dahil olduğu 140 şirket, stablecoin konsorsiyumu kurdu: OUSD | Circle hissesi çakıldı
Open Standard adlı yeni bir konsorsiyum, Open USD (OUSD) adında yeni bir dolar stablecoin’i çıkarıyor. Arkasında Stripe, Visa, Mastercard, Coinbase, BlackRock, BNY, Google dahil 140’dan fazla şirket var. Türkiye’den de İş Bankası. OUSD’nin yıl içinde piyasaya çıkması ve Base ile Solana gibi ağlarda çalışması bekleniyor. OUSD sonrası Circle hisseleri sadece Salı günü %12 değer kaybetti. Peki neden Circle etkilendi de Tether’in adı geçmiyor? Çünkü konsorsiyumdaki şirketlerin yer aldığı batı dünyasına hitap eden ve ABD’de halka açık olan oyuncu Circle da ondan. Bu tip konsorsiyumlar genelde başarılı olamıyor, ama stablecoin hem ürün hem de iş modelinin oldukça net olduğu bir alan. Bu konsorsiyumdaki en dikkat çekici şirket de kuşkusuz Coinbase… Circle’ın karına ciddi şekilde ortak olan ve ilk günden beri destekleyen Coinbase, her türlü oyunun kazananı olarak duruyor.
5- Instacart’ın çeyrek sonuçları bize ne söylüyor?
Instacart’ın ana iş modeli market siparişi ve teslimat gibi görünse de, şirketin kârlılığı başka bir hikaye anlatıyor… Reklam ve veri monetizasyonu, net gelirin neredeyse yüzde 30’una gelmiş durumda. 2026’nın birinci çeyreğinde şirketin “Advertising & other” geliri 286 milyon dolar, toplam gelir ise 1.02 milyar dolar… Veriyi iyi işleyen, ürün geliştirme ile iterasyon gücü yüksek olan ve inovasyonu takip edebilen platform şirketleri işte tam olarak buna benziyor.
6- OpenAI’ın birinci çeyrekteki finansal metrikleri
The Information, OpenAI’ın birinci çeyrek rakamlarını paylaştı: 5,7 milyar dolar gelir, 3,5 milyar dolar gider -inference maliyeti- ki bu da %39 brüt marj anlamına geliyor... Ek olarak 8,6 milyar dolar Ar-Ge harcaması (yeni modellerin eğitim maliyetleri dahil) ve gün sonunda kaba bir hesapla $6b’lık zarar gözüküyor.
7- Fiziksel CD’lerin geleceğinde iki ayrı uç: PlayStation ve GitHub
PlayStation 2028’de fiziksel CD oyunlarına son verirken (bundan sonra sadece dijital bir kod sahibi olacaksınız ve bu kod ile oyunu indireceksiniz), GitHub ise kullanıcıların public repo’larını CD-ROM’a yazdırıp fiziksel kopya olarak alabileceklerini duyurdu. Bir taraf yanlış yapıyor, ve bence o taraf net bir şekilde PlayStation… Zaten PS oyunlarının sahipliği ayrı bir tartışma konusu, yani fiziksel CD’ye sahip olsanız bile artık oyunların tamamı online olduğu için tam olarak sahibi olamıyorsunuz aslında, ki geçmişte oyuna fiziksel olarak sahip olsa dahi PS tarafından oyunun de-aktif edildiği örnekler olmuştu. Fiyatı farklı bile olsa fiziksel CD’lerin satışı devam etmeli noktasındayım.
Soft Commitment’ı CD-ROM’a koyup dağıtmak anlamsız tabii ama mesela bir almanak sayısı olsa basılı, ne derdiniz? İleride belki… :)
Kapanış…
Soft Commitment’ın 206. sayısı da burada sona erdi.
Buraya kadar okuduysanız, en az bir arkadaşınızla da paylaşmanızı bekliyorum. :)
Fikir ve önerilerinizi benimle paylaşmak için, direkt bu e-postaya yanıt verebilir veya LinkedIn üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
207. sayı 21 Temmuz Salı günü, her zamanki saatinde, e-posta kutunuzda ve favori podcast uygulamanızda olacak.
Sevgiler.


