Soft Commitment #209 | AI'da önem kazanan yetenekler, Product Specific Models, uykunun Ozempic'i...
Onlarca içgörü, ürün ve haber sizi bekliyor. Son on beş güne Soft Commitment bakışı atmaya hazır mısınız?
Akakçe’nin sunduğu Soft Commitment’ın 209. sayısından herkese merhaba.
Rastlamanızın pek kolay olmadığı konu, ürün ve içgörülerle, zihninizde daha sonra birleştirmeniz için çok sayıda nokta oluşturmaya çalışacağım.
Son 15 güne Soft Commitment bakışı atmaya hazır mısınız?
Akakçe’nin Akıllı Filtre Asistanı: Konuşma dilinde ihtiyacını anlat → ürün önerileri al
2000 yılından bu yana faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen fiyat karşılaştırma ve alışveriş platformu olan Akakçe, ayda 40 milyon ziyaret alıyor. Akakçe, son olarak da geçtiğimiz haftalarda duyurduğu Akıllı Filtre Asistanı’yla dikkat çekti.
OpenAI teknolojisini kullanan bu özellik, aynı zamanda Akakçe’nin kapsamlı kategori, ürün ve filtre verilerinden besleniyor. Ürün arama sürecinde doğal konuşma dilinde ihtiyaçlarını anlatabilen kullanıcılar; yapay zekânın sorularına yanıt verdiğinde, arama yaptıkları kategoride ürün önerilerini görebiliyor.
Akakçe’nin Akıllı Filtre Asistanı özelliğini, örneğin cep telefonu, televizyon ve klima gibi çok sayıda kategoride deneyimleyebilirsiniz. Özellik, hem web sitesinde hem de mobil uygulamalarda aktif durumda.
Diğer yandan Akıllı Filtre Asistanı ile birlikte Akakçe; yalnızca karar aşamasında değil, ürün keşif sürecinde de kullanıcılarına rehberlik etmiş oluyor.
Alışveriş deneyimi; agentic ödeme ve AI-native alışveriş yolculuğu deneyimiyle orta-uzun vadede daha çok değişime gebe. Ülkemizde son kullanıcılara yönelik geliştirilen böyle ihtiyaç odaklı ürünleri görmeye başlamak ise sevindirici.
Kapatırken son olarak şu notu da eklemiş olayım. Akakçe, kullanıcılarının ihtiyaçlarını daha hızlı ve kolay şekilde karşılamalarına yardımcı olacak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söylüyor.
Soft Commitment’ı ilgisini çekeceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla paylaşmayı da lütfen unutmayın.
Beraber ve sayenizde büyüyorum/z.
Keyifli okumalar,
SaaS girişimi → AI girişimi → Harness girişimi → Product Specific Models
“SaaS girişimlerine ne olacak” derken; SaaS muadili AI girişimlerinde de nur topu gibi yeni bir kategori açıldı: harness girişimleri. Harness’larıyla öne çıkan ve dikeylerinde çok hızlı büyüyen, yüksek değerleme çarpanı alan girişimler. Harness’tan #208’de de detaylıca bahsetmiştim. Değerleme ve sektör liderliğinin ne demek olduğunu Tomasz Tunguz çok güzel anlatmış.
En yaygın örnekleriyle bu harness girişimleri; hukukta Harvey, müşteri desteğinde ise Sierra gibi şirketler…
Product Specific Models
Applied Compute, hafta içinde ürün spesifik model duyurusunu yaptı.
“Bring Your Own Harness” özelliği, harness’ınız içinde biriken veriyle modeli post-train etmenize yarıyor. Yani bağlam yönetimi, hafıza kullanımı, araç çağrıları ve orkestrasyon gibi tüm harness öğeleri; open-weight modelleri post-train etmede kullanılabiliyor.
Yukarıdaki harness girişimleriyle de bağlamak gerekirse; Applied Compute’un çalıştığı şirketlerden birisi de Harvey. :)
Öyle bir çağdayız ki iki gün önce gördüğüm bir tezin çürümesine değil ama bir sonraki tezin doğuşuna şahit oluyorum…
AI çağında hangi yeteneklere ihtiyaç duyacağız?
Evet, tam da o hep konuştuğumuz konuda, Lenny’nin dolu dolu bir sayısına rastladım.
Daha önce de çok kez söylediğim gibi; “post AI”da, insanların rekabet avantajının daha çok bilmek ya da daha çok çalışmak olmayacağı kesin. Peki ne olacak? Doğru kararları verebilmek, çatışmayı yönetmek, başarısızlığa dayanmak ve tüm bunlarla birlikte kendi duygularını yönetmeyi de bilmek…
OpenAI’ın araştırma ekibindeki insanlara ve teknoloji sektörü liderlerine koçluk yaptığı bilinen Joe Hudson imzalı makale; şirketlerin NBA takımlarına benzeyerek, daha küçük ve mental yönü ağır basan ekiplerden oluşacağını söylüyor. Daha az insan, daha flat bi organizasyon, daha fazla koç; ve kişi başına çok daha yüksek değer. NBA takımındaki bir oyuncu basketbolu ne kadar bildiğiyle değil; kritik anda doğru karar vereildiği, baskı altında sakin kalabildiği ve takım arkadaşlarını daha iyi hale getirdiği için değerli oluyor. Ve Fatih Terim’in de söylediği gibi profesyonel bir sporcu o seviyede oynuyorsa siz pek farkında olmasanız da fazlasıyla zekidir de…
“Patronu hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyorsan kötü projeyi öldüremezsin; başarısız görünmekten korkuyorsan büyük bahis yapamazsın; cahil görünmekten korkuyorsan soru sormazsın.” Hudson’ın bu sözleri bu çağda kuşkusuz çok daha önem kazandı. Yine Hudson’ın sözleriyle; “connection debt”.
Hudson’ın önerdiği şu iki metrik de çok kıymetli: pace ve spin. Pace yani iterasyon yapma hızınız, spin yani korku ve overthinking nedeniyle yaşadığınız enerji kaybı.
Üstelik AI kaynaklı basketboldaki hız öyle bi artı ki; hepimiz, Türkiye’nin ikinci liginden 2-3 senede NBA’e transfer olduk.
Aynı yetenekler yoksa modeller için de mi geçerli?
İşin ilginç tarafı; Poolside CEO’su Elso Kant, yaptığı röportajda bu yeteneklerin aynı zamanda modeller için de kritik olduğunu söylemişti.
118 milyar parametreli Laguna S modelinin performansını analiz eden Elso’nun gözlemi şu; modelin asıl gücü zekasından değil davranışlarından geliyor. Bunlar da: sebat etme veya geri izleme yapma, ya da erken zafer ilan etmeme gibi özellikler.
“Ozempic but for needing less sleep” | Zayıflama iğnelerinden sonra sıra uyku iğnelerinde mi?
Bir yan etkisi var mıdır bilmiyorum; ama zayıflama iğnelerinin nasıl bir karşılık bulduğu ve sonuçları malumunuz…
Biz bir yan etki olmadıklarını varsayarak devam edelim; teknoloji gelişti ve kilo problemi adeta ortadan kalktı. Sıra geldi insanlığın bir diğer temel problemine: uyku.
Daha kolay uykuya dalmak değil, daha az uykuya ihtiyaç duymaktan söz ediyorum. Uzun yıllardır az uyuyan biri olarak; istisnasız okuduğum her araştırmada ve dinlediğim uzmanda aynı şeyi duymak beni çeşitli düşüncelere gark ediyordu: “iyi uyku her şeyin temelidir; eğer yeterli uyumazsanız, sağlıklı yaşam hayal”.
Takeda isimli ilaç üreticisinin Orzeyful isimli ilacı, 5 Ağustos’ta FDA onayını da aldı. İlaç en temelde orexin isimli uyanık kalmamızı sağlayan maddeyi düzenliyor.
Yani evet ilaç uyumamayı sağlıyor, ama uyku sırasında gerçekleşen biyolojik süreçlerin yerine geçmiyor. Umarım yakında bu aşamaya da gelirler. :)
Aslında bütün mesele, “uyku borcunu” silebilmek. Ki bu noktada araştırmacıların umudu bir hayli yüksek.
Bu alanda iyi bir okuma yapmak isteyenler buraya, The Economist’e erişimi olanlarsa buraya gidebilir.
Bir sigorta şirketinin GTM’i 7/24 açık bir kafe olursa: Corgi Cafe
Tam Soft Commitment’lık bir hikaye… Corgi, odağına startup’ları alan bir sigorta şirketi. Sigortacılık süreçlerinde AI kullanıyorlar, kendilerini “AI-native bir sigorta şirketi” olarak lanse ediyorlar ama asıl mesele bu değil…
San Francisco’da ofis aralarken mal sahibi giriş kattaki dükkanı da kiralamayı şart koşunca girişimin kurucusu Nico Laqua, “buraya 7/24 açık bi şey” yapalım demiş.
3 ayda açılan bu ilk Corgi Cafe, builder’lar için hizmet veren bi kafe özünde. Zaman içinde bu kafeler Corgi’nin en büyük satış kanalı haline gelmiş. Menüde ElevanLabs, Brex ve Rippling gibi şirketlerin isim sponsoru olduğu ürünler var; ElevenLatte gibi.
Devam ediyorum… Corgi Cafe’nin Y Combinator ofisi ile ulaşımı kolaylaştırmak için sabah 7’den gece yarısına kadar çalışan bir shuttle’ı da var. :) Şu an 3 cafe aktif (SF, Atlanta, Londra) ve 2 tanesi de açılmayı bekliyor.
Corgi, Mayıs ayı başında $1.3b, 3 ay sonra ise $4b değerlemeyle yatırım aldı. Yani model çalışıyor gibi. :)
Zapier’in AI Workflow Index çalışması ve DM’leri yasaklaması
Zapier, AI-native şirketlerin AI’ı nasıl kullandıklarına dair bir rapor paylaşt: AI Workflow Index. Belki çok şaşırılacak bir bilgi yok; ama derli toplu, öğretici bir çalışma olmuş.
Soft Commitment bakışı atmak gerekirse;
AI workflow’ların %18’inde AI’a gidiliyor; geri kalanı klasik otomasyon, API çağrıları, yazılı kurallar… Bu %18’lik kısım, tabii ki reasoning gerektiren adımlar.
Zapier’in çizdiği çerçevede workflow’lar içinde 4 temel rol var: communicator yani yazar, clerk yani bilgi avcısı, analyst yani karar verici ve coordinator yani süreci başlatan.
Zapier, şirketlerin ilk başta, ağırlıklı olarak communicator ve clek kullandıklarını; olgunluk seviyesi ilerledikçe karar alma ve aksiyon adımlarını geçtiğini söylüyor. Bu temel rollerin kullanım oranları sırasıyla; %84, %79, %45 ve %26. Şirketlerin karar alma ve aksiyon adımına geçmesi aylar sürüyor. İlk use-case’leri bulması, en zoru.
Bu temel rollerin yarısından fazlası, mesai saati olmadan; 7/24 çalışıyor.
Her bir iş kolunda, bu temel rollerin kullanım sıklığı da farklılık gösteriyor. Örneğin satış ve İK gibi alanlarda, clerk %50’nin üzerine çıkıyor.
Raporda açıkça görülüyor ki; Enterprise AI’ın geleceği çok büyük ölçüde mevcut iş akışları ve araçların içine, adeta bir “intelligence layer” eklemek. Yeni bir ortam ya da akış oluşması çok düşük olasılık.
Zapier demişken; Wade Foster TBPN’de konuk olup dikkatimi çeken bi açıklama yaptı. Şirketlerin remote çalışmasının AI döneminde her şeyin dokümante ve online olmasının etkisiyle pozitif bir katkısı olduğunu söyleyen Zapier kurucu ve CEO’su; Zapier’de tüm iletişimin Slack’te olduğunu, tüm toplantıların kaydedildiğini ve dokümante edildiğini belirtti.
Yine Zapier’den ve Wade Foster’dan devam… Kendisi ayrıca yine yukarıdaki konuyla alakalı olarak şirket içindeki birebir mesajlaşmalara son vermek istediklerini ve yönetim kadrosundan başlayarak bu alışkanlığı bir kural haline getirmek istediklerini paylaştı.
Tabii ki böyle kültürel dönüşümler kolay olmuyor… Zapier düzenli bir şekilde yönetim kadrosunun Slack üzerindeki yazışmalarının yüzde kaçının kanallarda olduğunu şirket içinde paylaşıyor ki bu bir zoraki davranış değil, kültür haline gelsin.
Kültür demişken; eğer ofisteyseniz şimdi bir kafanızı kaldırın, ne kadar çok baş başa konuşan ve kapıyı kapatan kişi var di mi?.. Misafirlerin ağırlandığı bölüm hariç kapısı kapatılabilecek odası olmayan ofisler biliyorum; tam da bu yüz
Kısalar…
Microsoft’un AI gelirlerinin %70’i, OpenAI üzerinden, yaptıkları özel anlaşma ile oluşuyor.
%80: Claude Code yaratıcısı Boris’in şu tezine bilmiyorum denk geldiniz mi: “Her geçen gün modeller hızla iyileşiyor; ama kısa zaman önce geliştirdiğimiz ürün ve prompt’lar eski modellerin zaaflarını telafi etmek için yazıldığından, bu durum yeni modeli de tam kapasite kullanmamızın önünde engel teşkil ediyor.” Claude Code, tam da bu yüzden system prompt’unun %80’ini silmiş.
Speech-to-text konusunda Wispr Flow, bir mikrafon seçim rehberi hazırlamış.
%70: ABD’de startup çalışanları ayrılırlarken, haketmiş oldukları (vested) hisseleri %70 oranda opsiyonu kullanmadan, şirkette bırakıyor. Temelde startuplar çalışana karşılıksız hisse vermiyor, bir süre sonra hisse satın alma opsiyonu sunuyor, ve siz şirketten çıkarken parasını verip bu opsiyonu kullanmazsanız, hakkınız da “ziyan” oluyor ve bu ziyan olma oranı %70, non-AI startuplarda %72 hatta. Bu arada oran, kişilerin değil hisse adetlerinin (opsiyon havuzuna dönme) oranı. Bu arada opsiyon (Stock Options) olarak değil de direkt hisse veren startuplar da var pek tabii, ama en yaygın olan kesinlikle bu değil. Yani hisse opsiyonu da, aynı girişimlerin kendisi için senaryo nereye gidiyorsa, oraya gidiyor. Yani eğer OpenAI ya da Anthropic’de çalışmıyorsanız, hisse opsiyonları dün olduğundan da daha değersiz.
“En iyi skill kendi yazdığın skill’dir” ama, Zapier CEO’su Wade Foster, açık kaynak olarak aktif bir şekilde kullandığı üç skill’i paylaştı. Tavsiyem, sizin ihtiyaçlarınız aynı olmaz, kendiniz yeni skill yazın bunları baz alıp ama her halükarda kafa açıcı olabilir use-case arayanlara da.
37signals’ın Manager Playbook’u dikkate değer bi kaynak olarak #209’un dikkat çekenlerinden… 37signals’ı zaten e-bülteni okuyanlar yakından tanıyordur diye düşünüyorum, eğer -hala- tanımayan varsa; bir benzeri olmayan, 27 yıllık, iş yapış şekli ve bunu ilk günlerinden bu yana şeffafça paylaşmasıyla öne çıkan bir internet şirketi diyebilirim. Bu playbook’tan öne çıkanlar: “Hire when it hurts”, çalışanların izin kavramına bakışları, yöneticilerin maaşa etki edemiyor oluşları, performansta en çok belirleyici olan SEC (skills, engagement, ve coachability), asenkron iletişim konusundaki hassaslık…
8.3 milyar Persona Agent’la, bir dünya simülasyonu sunan MatrAIx, ürününüzü ya da fikrinizi binlerce farklı simüle edilmiş kullanıcıya denetletmeniz için bir yeni nesil kullanıcı araştırması denemesi. Ve yalnızca bir akademik çalışmadan da söz etmiyorum; “alın, kullanın” diyebileceğim bir olgunlukta mı emin değilim ama açık kaynak kodlu olarak proje aynı zamanda GitHub’da.
Hemen yukarıda Zapier’in CEO’sunun skill’lerine çok önemli değil dedim; ama YC, “multiplayer agent harness for work” dediği qm’ini açık kaynak olarak paylaştı. Her çalışan ve odaların ayrı birer “company brain”e sahip olduğu qm’de; YC gibi bir takım AI ile nasıl çalışmalı sorusunun yanıtı verilmiş diyebilirim. (YC = dünyanın en iyi girişimcilik programı = Y Combinator)
“The State of Marketing”
Hubspot imzalı bu rapora göre, pazarlamacıların %60’ı, gördükleri en büyük dönüm noktasında olduklarını düşünüyor. 1500’den fazla pazarlama profesyonelinin dahil olduğu The State of Marketing’e Soft Commitment bakışı:
İlk aktarmak istediğim aslında rapordan değil; Unilever tüm pazarlama stratejisini içerik üreticlerine emanet etmiş; 300k kişilik dev topluluğu kurdukları otomasyon ve teknoloji sayesinde yönetebiliyorlarmış. Dünya Kupası esnasında 50 bin içerik üreticisiyle beraber çalışmışlar. Unilever’in modeli kabaca aşağıdaki gibi, buradaki 300 bin kişi ise evet, nano influencer’lar. Yani bi anlamda eskinin TV reklamlarının yerini alıyor bu insanlar. Böyle bir ölçeği teknoloji ve AI olmadan yönetmek ise pek mümkün değil.
Marka inşası → Ünlüler, mega üreticiler
Komünite ve kategori odaklı etki → Orta seviye üreticiler
Dağıtım ve ölçek → Nano üreticiler
Pazarlama da AI kullanmanın “rekabet avantajı” değil, “standart olmayı” sağladığı alanlardan birisi. Pazarlamacıların yarısından fazlası, içerik bolluğundan ötürü artık içerik pazarlamasının daha az etkili olduğunu söylüyor. Bu da haliyle markaların bir PoV (“Brand Point of View”) sahibi olmaları gereklikiğini daha da arttırdı.
Diğer yandan yukarıda yer alan Unilever hikayesinde de benzer bir noktaya vurgu yapılmıştı; yaratıcılık gerektiren işlerde, insanı atlamak olmuyor; yani “human in the loop”.
AI Search konusunun dikkat çeken taraflarında biri de AI’la gelen trafiğin dönüşüm oranı. Pazarlamacıların %68’i, AI kaynaklı trafiğin daha fazla dönüştüğüne dair fikir veriyor. Shopify istatiklerinde zaten çok dramatik farklar ama e-ticaret dışında kalan kategorilerden de doğrulama almak benim açımdan değerliydi.
Benim de solo hayatımla beraber öncelik verdiğim kanal olan short video’lar; açık ara en güçlü format olarak öne çıkıyor. Öyle ki; pazarlamacılar %60 oranında kısa videoları kullanıyor, %49 ise kısa videoları en yüksek ROI getiren format olarak işaret ediyor.
Raporda, gerçek zamanlı davranış (intent) analizi ve beraberindeki kişiselleştirme gibi “uç teknolojiler” havada uçuşmuş. :)
Yeri gelmişken; pazarlama başlığının altına iliştireyim istedim (kaynak: OpenAI)…
Airtable → Bending Spoons
Bending Spoons, borsaya açıldıktan sonraki ilk satın almasını yaptı: Airtable. 2012’de kurulan ve bir zamanlar $12b’a değerlenen şirket; “post-AI”da ciddi yara alıp, sadece $1.2b’a satıldı. Şirket, bugüne kadar satın alındığı tutardan daha fazla VC yatırımı aldı. Airtable’ın ARR çarpanı ise 2.7x oldu. Ayrıca bu satın alma rakamına ek, bilançolarında $1b daha olduğunu da ekleyeyim. Detaylı matematiğe girmeyelim; ama “kötünün iyisi” bir senaryo olmuş Airtable için, erken giren VC’ler parasını çıkarmış (aynı dönem S&P 500’e koyan, 2.5x yapacaktı), geç girenler zararda; kurucu ve çalışanlara dağılacak bir para da kalmış gibi duruyor. Ki çalışanlar demişken; Bending Spoons’un modelinde, bir çoğunun işsiz kalacağını söylemek mümkün.
Satın almaya dair bir diğer ilginç olan konuysa; Airtable’ın 6 ay önce yayınladığı agent geliştirme platformu HyperAgent, satın almanın dışında tutuldu. Ayrı bir şirket olarak HyperAgent’a, Airtable’ın tüm yatırımcıları da ortak edildi.
Airtable “AI öncesi” dönemim yıldız oyuncularından; no-code, otomasyon ve verimlilik denildiğinde ilk akla gelen araçlarından biriydi. Zapier gibi başarılı bir dönüşüm için çok geç kaldılar. HyperAgent içinse hiçbir umut yok, duymamıştım bile, artık iş işten geçti…
Merak edenler varsa; son olarak Bending Spoons borsaya açıldığından bu yana ilk kez finansal sonuçlarını açıkladı:
Geçen seneye göre %126 ciro büyümesi ($704m)
“Adjusted Operating Income” olarak %150 büyüme ($380m)
Ve bir hayli fazlaca AI kullanımı :) (1 ve 2. madde arasındaki oran farkını açıklıyor)
Kapanış…
Akakçe’nin sunduğu Soft Commitment’ın 209. sayısı da burada sona erdi.
Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler! Beni sosyal medyada takip ettiniz mi? :)
Fikir ve önerilerinizi benimle paylaşmak için, direkt bu e-postaya yanıt verebilir veya LinkedIn üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
210. sayı 1 Eylül (evet, bir ayı daha “yedik”) Salı günü, her zamanki saatinde, e-posta kutunuzda ve favori podcast uygulamanızda olacak.
Sevgiler.




