Soft Commitment’ın Generative UI Partner’i UserGuiding’in sunduğu 210. sayıdan herkese merhaba!
Soft Commitment Podcast
Soft Commitment #210’u, bizzat benim sesimle eğitilmiş bir yapay zekâ modelinin yaptığı seslendirmeyle dinlemek isterseniz:
UserGuiding: Aynı ürünle daha iyi metrikler
Post-AI’da dijital ürünler de büyük bir değişim içinde. Halihazırdaki müşterinin değeri, yenisinin nasıl ve nereden kazanılacağı belirsizleşmişken daha da arttı. UserGuiding için de bir Product Adoption ürünü diyebilirim.
Şu ana kadar $1.3m yatırım alıp, 2026’yı $4m yıllık tekrar eden gelirle (ARR) kapatmayı hedefleyen girişim, Türkiye’den çıkan en başarılı SaaS’lardan biri konumunda. Özellikle PLG yani ürünle büyüme stratejisi UserGuiding’in geçmişinde öne çıkıyor.
Uber, Digital Ocean, UNICEF, Trendyol ve Migros gibi isimlerin de arasında olduğu 800 müşteriye sahip olan ve 60’ın üzerinde ülkede kullanılan UserGuiding’in Türkiye cirosu ise %1 seviyesinde.
UserGuiding kimlerin, hangi problemini çözüyor?
UserGuiding kullanarak pozitif etki edebileceğiniz, başlıkta bahsettiğim metriklerin başında; churn oranı, müşteri destek talebi hacmi ve product adoption rate geliyor.
En kolay onboarding akışını ve özellik bazlı kampanyalar tasarlayabileceğiniz, detaylı analitik paneliyle öne çıkan UserGuiding; özellikle geniş özellik setine sahip yazılımlar ve üye işyeri veya bayii ağlarının yönetiminde olduğu gibi, geniş kullanıcı segmentine dokunan ürünlerde tercih ediliyor.
AI Coding ile beraber ürünler sürekli güncellendikçe, UserGuiding’in çözdüğü problem daha da belirginleşiyor. AI demişken… Generative UI başlığını Soft Commitment’ın sonraki sayılarında detaylıca ele alacağız. UserGuiding’in derin alan bilgisiyle beraber ülkemizdeki Generative UI farkındalığına da pozitif etki edeceğimize inanıyorum.
Soft Commitment’a özel fırsat
En büyük SaaS araçları değerlendirme platformu olan G2’da; 4.7/5 puanla 2025 yılında Product Adoption alanının en başarılı ürünü olan UserGuiding ile iletişime geçip demo almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Soft Commitment’tan gelen taleplerin pamuklara sarılacağını ve 6 ay için %10 indirim alacağını da eklemiş olayım.
Rastlamanızın pek kolay olmadığı konu, ürün ve içgörülerle, zihninizde daha sonra birleştirmeniz için çok sayıda nokta oluşturmaya çalışacağım.
Son 15 güne Soft Commitment bakışı atmaya hazır mısınız?
Soft Commitment’ı ilgisini çekeceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla paylaşmayı da lütfen unutmayın. Beraber ve sayenizde büyüyorum/z.
Keyifli okumalar,
AI’ın devler liginde konsolidasyon
Devler ligi demişken; önce bi devlere bakalım. OpenAI, 2. çeyrekte gelirini %18 arttırdı ve $7b’a ulaştı, faaliyet zararı ise $12b ve bu sayılar bir çeyrek için. Anthropic, ilk kez OpenAI’ı çeyreklil gelirde geride bıraktı ve $11.6b’a ulaştı, yıllık büyümesi de tam 14x.
Gelelim satın almalara…
OpenRouter → Stripe (burada konuyu ele almıştım),
Hugging Face → Nvidia,
MatX (LLM’lere özel çip üreticisi) → Anthropic (OpenAI’ın çip ürününden hemen sonra geldi bu hamle de),
Poolside (AI Coding için AI model geliştiricisi) → Nvidia (tam bi satın alma olmasa da),
Groq → Nvidia (bu da dolaylı bir satın almaydı),
Scale AI → Meta,
ve Cursor → SpaceX
tamamlananlardı. Perplexity için Apple ve Nvidia konuşuluyor. Peki geriye ne kaldı? İlk aklıma gelenler ElevenLabs ve Replit.
Bir de Harvey ve Sierra gibi, belirli kategorilerde öne çıkan harness şirketleri var. Bu şirketler, dokundukları kategorinin teknoloji devlerinin satın alabileceği boyutu geçtiler bile. Yine yukarıdaki buyer’lara gidebilirler. Ki örneğin OpenAI, Harvey’in yatırımcısı.
Alıcılar belli de, diğer tarafta kimlere görmek olası derseniz;
AI donanımları,
AI training data ürünleri,
ve Physical AI şirketleri
ilk aklıma gelenler.
Very big tech’lerin yanına, bir de very big AI tech’ler geldi diyebiliriz. Bu listeler bir gün gelecek ve tek bir listede konsolide olacak; adına yine teknoloji diyebiliriz ya da direkt AI demeye başlarız, orasını bilemiyorum…
2024 ve 2025 yıllarında bu şirketlere yatırım yapılıyordu; 2026’da IPO’larla beraber AI şirketlerinin az sayıdaki bilançoda konsolide olduğunu görüyoruz.
Very Big AI Tech vs Open Source/Weight (*) | AI ekonomisi nereye gidiyor?
*: Twitter’da yazmıştım ama e-bültende de olsun; burada bir kavram kargaşası var. Open-weight modeller ağırlıklarını açıp modeli kendi dünyanızda kullanmanıza izin verir, open-source modellerse buna ek kodu ve eğitim verisini de verir. Böylece AI modelini yeniden üretmek ve Ar-Ge’sini analiz etmek mümkün hale gelir.
Very big AI tech’in önündeki büyük soru işaretlerinden birisi, bana kalırsa burası, yani open-weight modeller. Weight dedim, zira pazardaki çoğu model open-source değil open-weight aslında.
Exponential View imzalı The State of the AI Economy çalışmasını incelemenizi, konu ilginizi çekiyorsa tavsiye ederim.
Bu noktada ilk konu AI egemenliği. Evet OpenAI kurumsal şirketlerle derin anlaşmalar yaparak modelini on-prem de veriyor, veya Anthtopic bu alanda önemli bir adım attı. Kabaca Anthropic, kurumsal müşterilerinin verisini, kendi bulutlarında tutmalarına izin vermeye başlıyor. Ama veri egemenliği hala şirketleri open-weight’e yönlendiriyor.
Epoch Capabilities Index’e göre, 2023 ve 2024’te belirgin biçimde geride olan open-weight modeller, 2026 başında OpenAI/Anthropic yani frontier labs seviyesini büyük oranda yakalamış durumdalar.
En büyük model aggregator’ı olan OpenRouter verilerinde en büyük üç modelin pazar payındaki düşüş, bir yılda %72’den %33’e kadar gelmiş durumda.
Üstelik çoğu use-case, frontier labs modellerine ihtiyaç duymuyor. Az sayıda kritik iş içinse evet, şirketler frontier labs modellerine muhtaçlar, buralarda çok para ödemeye de sonuna kadar açıklar. Orası ayrı… AGI ile beraber dengeler yeniden kurulabilir de.
Buradan bakınca model katmanı, winner-takes-all bir pazara dönüşmeyecekmiş gibi. Bir başka deyişle şirketler konsolide oluyor, ama modeller olmuyor.
Bu noktada daha önce çok kez vurguladığım harness’lar, model seçimini ‘soyutlayan’ aggregator’lar ki bir tanesini e-bültenin devamında bulacaksınız, kurumsal dağıtım ve entegrasyonu çözme ve veri katmanı, AI ekonomisinin gidişatında söz sahibi olacak konular olarak öne çıkıyor.
Dikkatimi çeken AI ürünleri
1- Slack Code: AI Coding için neden önemli bir hamle?
Daha önce Slack’i bir ürün olarak beğenmediğimden bahsetmiştim ama kabul etmek gerekiyor ki özellikle yurtdışındaki internet şirketlerinin tüm iş süreçleri Slack üzerinde dönüyor. Hem ekip içinde, ve daha da önemlisi dışarıdaki şirketlerle olan süreçlerinde.
Hafta içinde Slack Code’u tanıtan Slack, AI Coding alanında önemli bir değişime göz kırptı. Slack Code; şu an değil ama kısa vadede model bağımsız bir şekilde, AI’ın kod yazması öncesindeki analiz ve sonrasındaki deployment süreçlerini, AI agent’lar ve çalışanların yanyana, Slack kanalları üzerinden yürütmesine yarıyor.
Peki nedir bu değişim? Mevcut durumda: kişi → agent → sonuç → PR → ekip. Slack Code ile önerilen ise: ekip + agent → beraber çalışma → sonuç.
Bir önceki sayıda AI Workflows başlığı altında da vurguladığım gibi en iyi AI, mevcutta kullanılan arayüz içine giren AI. Slack sahip olduğu inanılmaz distribution gücüne ilave olarak kendisini mesajlaşma uygulamasından; Agentic OS’e dönüştürmede de çok iyi gidiyor.
Microsoft Teams ve AI Coding dışındaki iş birimleri için de benzerlerini kısa vadede benzerlerini göreceğimiz bir özellik bana kalırsa.
2- Ramp’ın LLM Routing ürünü: Router
LLM Routing konusunun yakın geleceğin önemli başlıklarından olacağını bundan önce de söylemiştim. Şimdi gelin; bu alanda şu an en çok dikkat çeken oyuncu olan Ramp’ın Router’ına yakından bakalım.
Şu an tek API ile OpenAI, Anthropic, DeepSeek, Moonshot, xAI ve Z.ai gibi modellere erişim sunan Router; şirketlerin, “hangi iş için en doğru (ucuz, yeterince kaliteli, hızlı, erişiminde sorun olmayan) model hangisi?” sorusuna sürekli yanıt aramasının önüne geçiyor.
Aylık 3 trilyon token’lık bi hacime sahip olan Router, trafiğin belirli bir kısmının alternatif modelle test edilmesine de imkan sunuyor.
Router’ı önce kendisi kullanan Ramp, maliyet olarak %40 avantaj yakaladığını da iddia ediyor.
Bu noktada bana kalırsa iki kritik konu öne çıkıyor. Birincisi şirketler zaten AI modeline güvenmek zorundayken; bi de Ramp’e güvenme zorunluluğuna ne kadar girmek ister? Tam da yukarıdaki egemenlik konusu…
Diğer bir konu da; Router’ın Switchyard adını koyduğu özellik, şu an başlangıç aşaması olarak görülebilir, kanımca asıl değerlenecek yer burası. Yani uygulamayı detaylı analiz ederek; işin latency ve önem olarak kategorilendirmesini yapmak ve o an için en doğru modeli bulmak. Ayrıca evaluation (yani evals) katmanı ile de konuşarak, modelleri test edebilen bir kurgu.
“En iyi model en çok kullanılmaz mı?” diye düşünüyorsanız eğer; Router değil ama Ramp verisi buna yanıt veriyor. 70 bin şirketin AI harcamasına dayanan rapora göre Fable 5 kullanımı (%11 pazar payı), daha ucuz ve daha az gelişmiş olan Opus 5’in gerisinde.
3- Instacart’ın asistanı, hem reklam hem de satış mecrası oldu
Instacart’ın daha önce de AI alanındaki ürün güncellemelerine yer vermiştim. Şimdi de şirket, Cart Assistant adını verdiği AI asistanına olan yaklaşımıyla gündemime girdi.
Instacart’ı bilmeyenler için ABD’nin Getir’i diyebilirim. Böyle bir uygulama içinde, “düz” bir şekilde reklam göstermek ayrı; kullanıcının “Bu akşam X yemeğini yapacağım, tarif ve yönlendirmelerin ne olur?” sorusuna yanıt veren bir AI arayüzünde reklam ve marka entegrasyonu yapmak ayrı…
1.6 milyar geçmiş sipariş ve 100 bin farklı mağazanın güncel depo verisinden beslenen asistan, her bir önerisini tek tuşla siparişe gidilebilecek bir sepete de dönüştürüyor.
Conversational Shopping’e dair ilk dikkat çeken, ortalama sepet tutarının da yükseliyor oluşu. Şimdi de şirket bu asistan içinde reklam gösterimlerine başlayacağını duyurdu.
Bu noktada şunu da eklemeliyim; Instacart’ın stratejisi kendi modeliyle pazardaki diğer LLM’lerle rekabet etmek değil, şirket aynı zamanda ChatGPT ve Gemini gibi iş birlikleri ile dikkat çekiyor.
Bir önceki sayıda paylaştığım Akakçe’nin AI özelliği bir başlangıçtı, bakalım ülkemizde de bu gibi son kullanıcıya gerçekten değer sunan ve gelir modeline ciddi etkisi olan AI özelliklerini ne zaman göreceğiz?
4- Gravis Robotics: Ekskavatörü AI yönetirse…
SoftBank yatırımı ile $1b değerlemeye ulaşan İsviçre merkezli Gravis; hayır ekskavatör üretmiyor, bunun yerien Caterpillar, Hitachi ve Volvo gibi makinelerin üzerine taktığı bir kontrol sistemi ile makinanın kullanımını AI destekli bir hale getiriyor.
Ekskavatörde hala bir insan var, ama tekrarlı işleri robota bırakıyor. Yani, bir anlamda bugünün uçaklarındaki pilotlar gibi. Gravis’in teknolojisiyle bir operatör, uzaktan birden çok makineyi kullanabilir hale geliyor. Bu kısım neyse ki uçaklarda henüz yok. :)
Gravis örneğin İngiltere’deki Manchester Airport projesinde aktif olarak kullanılıyor.
5- AI destekli tuvalet analizi girişimi: Throne Science
Akıllı donanımlarla her şeyimizi analiz ediyoruz da; neden kakamızı da etmeyelim? Çok doğru bir soru. Kalp ritmi, uyku evresi, fiziksel aktivite, kanda oksijen seviyesi, stres… WHOOP ve/veya Apple Watch gibi cihazlarla bunları analiz ediyoruz da kakamızı ve çişimizi niye analiz etmiyoruz?
Daha doğru bir ifadeyle; gastrointestinal sistemimizi…
Bu soruyu soranlardan biri olan Throne Science girişiminin kurucularından biri de ilginç bir şekilde WHOOP kurucusu zaten. Girişim ayrıca Toilet Health kategorisinde yalnız da değil.
2023’te kurulup bugüne kadar $20m yatırım alan girişim, klozetin kenarına $400’lık bir cihaz takmanızla 6 kişiye kadar analiz yapabiliyor, bir de aylık $6’lık abonelik ücreti var.
Arka planda 12 farklı computer-vision modeli çalıştıran cihaz, aynı zamanda mikrafona da sahip.
Bir de AI katmanıyla kullanıcısına sorular sorabilen Gut Health AI Coach ürününe sahip olan girişim; son dönemde farklı bir şey yedin mi, uykun değişti mi, ilaç değiştirdin mi ve benzeri sorularla kişiselleştirme de yapabiliyor.
“Bağzı rakkamlar”…
Popüler proje yönetimi uygulaması Linear’de, MCP üzerinden oluşturulan ticket sayısı, uygulamanın kendi arayüzünü ilk kez geride bırakmış… Endüstri 4.0 gibi, SaaS 2.0 da karanlık şirketler demek sanırım. Ürün kullanılıyor mu evet, kullanıcı ise agent’lar.
Nvidia tarafından satın alınan Hugging Face’de, kurucular ve ekip, $12b’dan %42 pay almış.
Asana’da 2022’den beri devam eden, önyüzde kullanılan test ürünü olan Enzyme yerine muadilini geliştirme süreci, şirketin beyanına göre beş yıl daha efor ve $6m masraf gerektiriyormuş. Proje için OpenAI Codex kullanılmasıyla; iki hafta ve $12k maliyetle sona gelinmiş. Click-bait gibi, ama değil gibi de.
Sensor Tower, State of AI 2026 isimli çalışmasını yayınladı. Türkiye de dahil çok sayıda ülke için AI uygulamalarının dağılımına bakabilirsiniz. Son kullanıcılar pazarı için analiz yapmak adına çok iyi kaynak. Özetle; Gemini, Google ile beraber hızla büyüyor. Claude, ABD’de bir yıl gibi bir sürede %4’ten %14’e yükselmiş. ChatGPT üzerindeki reklamlar Mart-Mayıs arasında 7 kat artmış. Biraz zoom-out edince de görülen şu; AI uygulamaları yalnızca büyümüyor; arama, ticaret ve reklamın içinde olduğu adeta yeni bir internet katmanı oluşuyor. Türkiye’de ChatGPT %45, Gemini %36, Claude %7, Grok %4, Perplexity ise %1 pazar payına sahip.
AI Search alanında, LLM’lerden gelen trafik miktarından çok daha önemli olanın, dönüşüm oranı olduğunu vurguluyordum. Shopify’ın son aktardığı verilere göre de 2026 2. çeyreğinde yıllık AI trafiği 3 kat artmış, aynı dönemde organik trafik %12 büyümüş. Dönüşüme bakalım; AI’dan ürün sayfasına gelen kullanıcılar, organikten gelenlere kıyasla 2 kat daha yüksek oranda satın alma yapıyor. Üstelik AI trafiğinin yarısı doğrudan ürün sayfasına geliyor. Evet, tüm kategorilerde LLM’lerden gelen trafik şu an aynı oranda etkisini göstermiyor, ama e-ticaret gibi bazı kategorilerde ise durum şimdiden “hayat değiştirici”.
Kısalar…
Google, iflas açıklayan Spirit Airlines’ın tüm verisini $10m ödeyerek satın aldı. Demek ki Google’ın bile daha fazla veriye (tabii ki structured) ihtiyaçı varmış. :) Böyle pazaryerleri zaten var, orta vadede Türkiye için bile pazar oluşacaktır. İflas eden, iyi gitmeyen veya zombiye dönen şirketlerin verilerini AI’a satmalarından bahsediyorum.
Meta, Facebook ve Instagram’ın çocuk gelişimini hiçe sayan uygulamalarını neden göstererek açılan davaların düşürülmesi için on sekiz milyar dolar ödemeyi kabul etti. Tutar on yıla yayılacak ve kademeli olarak $18b’a kadar çıkabilecek. Ayrıca ek bazı ürün güncellemeleri de Meta tarafından kabul edildi: günlük iki saat kullanım sınırı, gece saatlerinde erişim engeli, beğeni sayılarının gizlenmesi gibi... Tabii ki tüm bunlar -şimdilik- sadece ABD içinde uygulanması kabul edilen güncellemeler.
Startup’ların erken aşamalarda bir standart gibi kullandıkları SAFE sözleşmesinin de mucidi eğer bilmiyorsanız; Y Combinator. Son 13 yılda kendi girişimlerinin bu sözleşmeyle $15b yatırım almasına aracılık eden Y Combinator; agent-native bir SAFE gönderme sürecini ürünleştirip ücretsiz olarak yayınladı.
Trump yönetimi, ABD teknoloji sektörünün de yetenek göçü yapabilmesi için bir numaralı yöntem olan H-1B vizesi için $100k’lık bir başvuru ücreti getirmek üzere. Yani süreç yaklaşık $5k’dan $105k’lık bir maliyete çıkıyor. Açıkçası çok şaşırdım, bence Silikon Vadisi lobisinin itirazlarıyla ya bu yoldan dönülür ya da AI şirketleri için bir muafiyet gelir.
Sanırım daha önce e-bültene yazmadım ama; ABD’de Andon Labs isimli şirket, AI ile yönetilen bir fiziksel mağaza deneyi yapıyordu… Bazı çalışanların vardiyalarına geç kalmalarından sonra Luna isimli AI Store Manager, önce çalışanlarını -gerçek insan- uyarıyor, ardndan human-in-the-loop devreye gidiyor ve Luna’ya şirketin politikalarına sadık kalması hatırlatılıyor. Sonrasında ne mi oluyor, Luna tarafından çalışanların işlerine son veriliyor. Haberde her ne kadar “yapay zekâ imzalı ilk işten çıkarma kararı” olarak lanse edilmiş olsa da; Luna’dan önce de çok sayıda şirketin algoritması, milyonlarca insanı çoktan işten çıkarmaya başlamıştı. Örneğin hafta içinde Uber; algoritmasının tek başına karar alıp platformdaki iş gücünün gelirine doğrudan etki ettiği için, $1b civarında ceza yedi.
Kapanış…
Soft Commitment’ın Generative UI Partner’i UserGuiding’in sunduğu 210. sayının da sonuna geldiniz.
Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler! Madem Buraya kadar okudunuz, en az bir arkadaşınızla da paylaşmanızı bekliyorum.
Fikir ve önerilerinizi benimle paylaşmak için, direkt bu e-postaya yanıt verebilir veya LinkedIn üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
211. sayı ise 15 Eylül Salı günü, her zamanki saatinde, e-posta kutunuzda ve favori podcast uygulamanızda olacak.
Sevgiler.


