Benim için önemli bir gündü; neredeyse 10 yıldır “yazdığım” Soft Commitment’ın ilk fiziksel buluşması 3 Kasım Salı günü, QNBEYOND ev sahipliğinde gerçekleşti. Katılan, görüşleriyle değer sunan herkese çok teşekkürler. Tabii ki etkinliği beraber yaptığımız, Soft Commitment’ın Generative UI Partner’i UserGuiding’e de...
Bu yazıda hem formatı hem de neler konuştuğumuzu detaylandırmak istedim.
AI Unconference buluşmamızda, “unconference” formatı nasıl çalıştı?
Yaklaşık 1/4’ü kurumsal şirketlerde karar vericiler, 3/4’ü girişim kurucularından oluşan, 60 kişilik bir topluluk olarak; unconference formatında 100 dakika kadar sohbet ettik. Sonra da bir o kadar yemek eşliğinde serbest sohbet devam etti. 16:00’da başladık ve 20:00’de bitirdik.
Luma üzerinde “ne hakkında konuşmak istersiniz?” gibi bir soruyla herkesin yanıtlarını topladım, etkinliğin girişinde tüm bu yanıtları bir tag-cloud olarak sundum, sonra da 5 temayı topluluğun oylamasını ve hangi temanın etrafında konuşacağımızı sordum… Bu aşamanın sonrasında da -çok azı benim pasım sonucunda- 20’den fazla kişi söz alıp kendi düşüncelerini paylaştı. Neredeyse yarımız konuşmuş olduk.
Unconference formatına uzun yıllardır aşinayım, özellikle yazılım topluluklarından. Ama ülkemizde pek de örneği yok, ama bence daha fazla olmalı. Peki neden;
Artık bir panelle, sunumla, yani sahnede belirli kişileri izlerken; özellikle de özenle seçilmiş bir katılımcı kitleniz varsa; ilgiyi ayakta tutmak çok zor. Zaten zordu, artık daha da zor.
Ben bilerek çok az konuştum, sohbeti yönlendirmedim, arada toparlamalar yapmadım. Ama etkinlik sonrasındaki geri bildirimlerle bu bölümü sonraki buluşmalar için daha da “structured” hale getirmek iyi bir fikir olabilir noktasındayım şu an.
Peki konuşmalardan aklımda neler kaldı…
Tahmin ettiğim ve bence bu gibi buluşmaların en büyük değeri olan olguyu herkesten duydum: “benzer dünyalarda yaşadığım insanların gerçek deneyimlerini dinlemek çok iyi geldi.” Bu arada buna yabancılar peer-learning diyor. Ve peer’larımızın bizimle aynı coğrafyada yaşayan kişiler olması da ayrıca kıymetli.. Yani buna benzer bir buluşmaya online olarak katılınca; “başka bi şey” alarak ayrılıyorsun, bunu değil.
Benim aklımda yaklaşık 100 saat sonra kalanlar:
Kurucu ortaklar tahmin ettiğimden daha da çok AI’a kafayı takmış, dener, yanılır ve gelişir haldeler. Kendi harness’ını kurduğunu söyleyenler, haftalık 10 milyar token tüketime gelenler, ekiplerini yüzde 30’dan fazla küçültecek kadar işlerini optimize edenler…
Kurumlar tarafını zaten işim gereği biliyordum ama yer yer kurucu ortaklara verilen tavsiyeler çok güzeldi. Burada da son bölümde detaylıca ele aldığım; “internal AI ürün” geliştirme fazına kadar gelen şirketleri dinlemek güzeldi.
Kafalar karışık geldik, yer yer yükselip düştük, ama daha berrak bir zihinle ayrıldık desem yalan olur.. :) Kimsenin yanıtını bilmediği, orta vadeyi göremediği dünyada, çok normal öyle değil mi?..
Etkinlik boyunca kolumdaki Granola da kayıt aldı. Kendisine “etkinlikten öne çıkan bazı noktaları bana getirir misin?” dediğimde aldığım yanıtı paylaşıyorum. “Noktasına ya da virgülüne” dokunmadım, yani Soft Commitment’da görüp görebileceğiniz tek AI içeriği olabilir:
1- AI native olmak tek başına hedef değil.
Tartışma, müşterinin AI kullanımına değil, probleminin daha hızlı, verimli ve güvenli çözülmesine değer verdiği noktasına geldi.
2- İç dönüşüm, dışarıya AI ürünü sunmaktan önce gelebiliyor.
Bir şirket kuruluş platformu, 31.000’i aşkın şirketi yaklaşık 10 kişilik operasyon ekibiyle yönettiğini anlattı.
3- Teknoloji hazır olsa da müşteri hazır olmayabiliyor.
Esnafa WhatsApp üzerinden AI ile satış denemesinde dönüşüm oranları düştü; farklı insan–AI kombinasyonları da işe yaramayınca proje kapatıldı.
4- Ölçüm ve güven, dönüşümün merkezinde.
Katılımcılar AI projelerinin somut sonucunu, agent performansını ve bir hata olduğunda sorumluluğun kimde olacağını sorguladı.
5- En büyük açık soru iş modeliyle ilgili:
“Kim, kime, neyi satacak?” AI üretimi hızlandırırken gelecekte değerin nerede oluşacağı sorusu yanıtsız kaldı.












Eline sağlık Erman!